Şişman Çocuklar ve Obezite - Sağlık Kataloğu
Türkiye'nin En Büyük ve Bir Numaralı Sağlık Adresi

Şişman Çocuklar ve Obezite

Sayfa Sonu

Her türlü sağlık sorunlarınız için bilgilerinizi bırakın. Biz sizi arayalım.

Ad-Soyad
:
E-mail
:
Telefon
:
Mesaj
:

Şişman Çocuklar

Çocuklarda yeme ile ilgili olarak ortaya çıkan, ancak anoreksirün arkasında kalmış bir sorundur. Özellikle de eriÅŸkinlerdeki obezite ile ya­pılmış çalışmalar sonrası ortaya çıkmıştır. Yaygın olduÄŸu kadar da gizemli bir sorundur. İlk bakışta nedeni hemen görülebilir. Bedenin sar-fedeceÄŸinden daha fazla bir enerji olmasıdır. Bunun neden oluÅŸtuÄŸu ol­dukça karmaşık bir sorudur. Toplumun görüşü aşırı kilolu bireylerin bu sorunlarından kendilerinin sorumlu oldukları ÅŸeklindedir ve aşırı kilola­rın kederli bir kiÅŸiliÄŸi yansıttığına inanılır. Konuya iliÅŸkin tutarlı kanıtla­rın olduÄŸu yazın bilgisine karşın günümüzde bile bu konuda ciddi ön­yargı ve ayırım yaygındır. Bu önyargıdan saÄŸlık çalışanları da kendile­rini kurtaramamaktadır. Aşırı kilolu bireylerin hastalıkları için normal kilodaki bireylerden çok daha az tıbbi yardım aldıkları düşünülmektedir. Klinik olarak ÅŸiÅŸmanlık, boya göre normal kilonun % 20 fazla ol­ması ile tanımlanır. Yüzde 60 ya da daha fazla olması ise ağır risk etkeni olarak deÄŸerlendirilmektedir. Okul çağındaki çocuklarda sık­lığı % 5'tir.

Obezitenin baÅŸlangıcı prognoz bakımından önemlidir. Genellikle muayeneye geliÅŸ yaklaşık puberteye kadar gecikmiÅŸtir. Aslında çok er­ken baÅŸlayabilir. 11-13 yaÅŸları arasında aileler daha çok da kızlar için endiÅŸe ederler. Obesitenin yerleÅŸmesi için iki dönem vardır; (1) Haya­tın ilk döneminde baÅŸlayan, (2) 2-20 yaÅŸlarda baÅŸlayan. Dolayısıyla iki tür obesiteden sözedilebilir. Birincil ve ikincil. YaÄŸ hücrelerinin yapı ve sayısı bakımından çocuk hekimleri üç tip ÅŸiÅŸmanlık tanımlamışlardır. (1) Hiperplazik: yaÄŸ hücrelerinin sayısı artmıştır. Obezite hayatın ilk yıllarından itibaren baÅŸlar. (2) Hipertrofik tip: YaÄŸ hücrelerinin hacim­leri artmıştır. (3) Karışık tip: Beslenme bakımından obesite bulimik bir dönemden sonra baÅŸlayabilir. Ancak sıklıkla aile ortamındaki aşırı ye­menin bir sonucudur. Bu aşırı yeme bütün alanlara yayılabileceÄŸi gibi, ÅŸekerli gıdaları yeme ÅŸeklinde sınırlı da olabilir (okul dönüşü ya da ak­ÅŸam atıştırmaları gibi).

Endokrin bir nedene bağlı obesiteler çok nadirdir (% l'in altında) ve genellikle bir gelişme geriliği ile birliktedir. Psikolojik anlamda bir kez obezite yerleştikten sonra tepkisel ya da nedensel bozuklukların ayırt edilmesi zordur.

Birçok klinisyen, belirtinin sürekliliÄŸi üzerinde birleÅŸmektedir. Obezlerin % 15-25'i zayıflarken, diÄŸerleri yetiÅŸkin yaÅŸlarda da sür­mektedir.

Çocukluk dönemlerinden beri obez olanlar ile eriÅŸkin dönemde obez olan bireyler karşılaÅŸtırıldığında, bir çalışmada erken baÅŸlangıç gösterenlerde eÅŸlik eden psikopatolojinin anlamlı olarak yüksek oldu­ÄŸu görülmektedir.

Obez çocuğun kişiliği

Obezite için özgül bir kiÅŸilik tipi aranmış­tır. Özellikle anoreksi, zayıflama, hiperaktiviteye karşı polifaji, obe-site ve pasivite araÅŸtırılmıştır. ÅžiÅŸman çocuklar genellikle yumuÅŸak, apatik, çekingen, süregiden öfke nöbetleri gösteren çocuklar olarak tanımlanabilir. Apati ve pasiflik sürekli deÄŸildir. Belirgin bir fizik et­kinlik bu çocuklar için tipik olabilir. Obesiteye eÅŸlik eden psikolojik sıkıntılar diÄŸer belirtilerle ortaya çıkar. Bunlar okul baÅŸarısızlığı, enü-rezis (ikincil obezlerde en sık rastlanır) gibi belirtilerdir. Obez çocu­ÄŸun biliÅŸsel iÅŸlevselliÄŸi normal ya da yüksek düzeylerdeyse çocuklar-daki inhibisyon ya da pasiflik baÅŸarı getirir. Obezite genellikle açık bir sendrom haline girmez. Ancak nadiren psikoz gibi belirgin bir psikopatoloji gösterebilir. Böyle bir psikoz varsa ÅŸiÅŸmanlık çok abar­tılıdır (% 60 ve üstü gibi.)

Zihinsel engelli çocuklarda da sıklıkla obeziteye rastlanır. Çocuk için sembolik anlam bulunmadığı için doyum aranır. Ailenin işleyişi ise eğitici olması gerekirken beslenmeye yönelmiştir.
Sıklıkla obez çocuklara ailenin duygunu bakımında eksiklik vardır. Dolu olma, boÅŸ olma sorunları özel bir yer tutar ve çocuk bu eksikli­ÄŸini açlık olarak belirtir.

Şişman çocuk ve ailesi

ÅžiÅŸmanlık ailesel ve kültürel olarak önem­lidir. Bazı obez ailelerde genetik ve beslenme alışkanlıkları (bebeÄŸin beslenme ÅŸekli, ailenin beslenme tutumu, öğünlerin düzeni) önemli bir yer tutar. Süt çocukluÄŸu döneminde anne sütü ile beslenme yerine ya­pay beslenmenin obezite riskini artırdığını ileri süren araÅŸtırma sonuç­ları bulunmaktadır. Hem anne, hem de babası obez olan çocuklarda obezite görülme sıklığı % 80 olarak bulunmuÅŸtur. Benzer ÅŸekilde obez çocukların % 80'inin ailelerinde obezite öyküsü vardır. Ayrıca fiziksel aktivite düzeyi ve yaÅŸam tarzı önemlidir. GeliÅŸmiÅŸ ülkelerde düşük sos­yoekonomik düzeyde, geliÅŸmekte olan ülkelerde ise yüksek sosyoeko­nomik düzeydeki ailelerde çocukların ÅŸiÅŸmanlığı artmaktadır. Bu, tüke­tim toplumu olmaya yönelmenin bir sonucudur. Bu ailelerde ÅŸiÅŸman­lık saÄŸlıklı olmanın sembolü gibi görülür. Aile içindeki çocuÄŸun her tepkisine anneler besin vererek yanıt verir. Bu tutum çocuÄŸun açlık hissini köreltir ve her türlü içrel gerilim birÅŸeyleri yutmayı çaÄŸrıştırır.

Obez anne baba ile özdeÅŸim ve anksiyete ile baÅŸetmede bu öğre­nilmiÅŸ aşırı yeme davranışı da etyolojide önemli rol oynar.

Obez çocukların anne babaları, çocuklarını, okulda ya da aile için­de alay edilmekten ya da aÅŸağılanmaktan korumak için tampon rolü oynarlar. Bazen çocuklarının kilo verme konusundaki baÅŸarısızlığı kar­ÅŸÄ±sında hayal kırıklığı yaÅŸamakta, öfkelenmektedirler.

Batı toplumlarında zayıflık kavramı eriÅŸkinlerde olduÄŸu gibi çocuk­lar arasında da beÄŸeni toplarken obez çocuklar dışlanabilmektedir. Aşırı kilo nedeniyle eleÅŸtirilme ve sosyal dışlanma, çocuklarda utanç duygularının geliÅŸimine neden olabilmekte; çocuÄŸun okul baÅŸarısını, sosyal iliÅŸkilerini ve fiziksel etkinliklere karşı olan tutumlarını etkileye­bilmektedir. Obez çocukların bir bölümünde benlik saygısı sorunu ve sosyal dışlanma yaÅŸanmamaktadır. Bu farkı çocukların aşırı kiloları ile ilgili inançlarının yarattığı düşünülmektedir. ÅžiÅŸmanlıklarından kendilerinin sorumlu olduÄŸunu düşünen çocukların yaşıtları tarafın­dan daha fazla olumsuz eleÅŸtirildikleri ve etkinliklerden dışlandıkları saptanmıştır. Aşırı kilolarına neden olan organik bir bozukluk olma­dığı için çevreleri tarafından da aldırış edilmediÄŸi ya da tembel ola­rak görüldükleri belirtilmektedir. DiÄŸer yandan aşırı kilolarını ailesel yatkınlık ya da metabolik sorun gibi dış nedenlere baÄŸlayan, kendi hataları olmadığına ve çevrelerinden gelen olumsuz eleÅŸtirilerin ön­yargılı olduÄŸuna inanan çocukların bu sorunla daha kolay baÅŸedebildikleri görülmektedir.

Şişman Çocuk ve Bedeni

ÅžiÅŸman çocuÄŸun beden algısı, baÅŸlan­gıcı ne kadar erkense o kadar bozuktur. ÅžiÅŸmiÅŸ olmak duygusu çok sık­tır. Kimlik sorunları (özellikle cinsel kimlik) da önemli yer tutar. Cinsi­yete baÄŸlı ÅŸiÅŸmanlık farklı rol oynar. Çok ÅŸematik bir biçimde küçük kı­zın ÅŸiÅŸmanlığı kastrasyonun inkâr edilmesi, erkekte ise prepubik yaÄŸ dokusunun içinde kaybolan seksi ile kastrasyon anksiyetesine karşı pa­sif bir korunma geliÅŸtirir. Bu sıklıkla projektif testlerde görülmektedir.

Şişman Çocuğun Düşsel Dünyası

Bu çocukların maskeleri kaldı­rıldığında yaÅŸamlarında az ya da çok bir depresyon olduÄŸu görülür. ÅžiÅŸman çocuk kendini korumanın yollarını arar. BoÅŸluÄŸu, eksikliÄŸi, yokluÄŸu yoÄŸun olarak hissetmektedir. Çevreden gelen ve tehlikeli ola­rak algılanan yoÄŸun deÄŸersizlik duygularına karşı oral fantazilerin ön plânda olduÄŸu bir yaÅŸantıları vardır. Dış tehlikeye karşı narsisistik bir regresyon vardır. Bu ise testlerde daha çok deniz, okyanus konulan ÅŸeklinde ortaya çıkar. Bunlar altta yatanı ortaya çıkaran ikincil tema­lardır. Benlik algısı olarak ÅŸiÅŸmanlık ideal benliÄŸin somut olarak yerini almıştır. Böylece obezitenin iki rolü ortaya çıkmaktadır. Birincisi çev­reye karşı koruma, ikincisi bütünleÅŸme ve benlik algısının korunması. Bu da klinik tablolardaki görece çeÅŸitliliÄŸi açıklar.

Psikiyatride obezite yeme bozukluÄŸu olarak ele alınmasa da yeme bozuklukları ile birlikte görülebilir. Yaygın olarak kullanılan DSM ve ICD ruhsal bozukluklara iliÅŸkin sınıflandırma sistemlerinde yeme bo­zuklukları bölümünde özgül olarak belirlenmiÅŸ olan anoreksiya nervoza ve bulimia nervoza yer almaktadır. Kilo almanın bu yeme bozuk­lukları ile doÄŸrudan iliÅŸkili olduÄŸunu gösteren bir veri olmamasına kar­ÅŸÄ±n obezitenin, anoreksiya ve bulimia nervoza için risk etkenleri ara­sında olabileceÄŸi bildirilmiÅŸtir. Yalnızca DSM-IV'te atipik ya da sınıf-landırılamayan yeme bozuklukları bölümünde yer alan ve yeni bir ta­nı kategorisi olan tıkınırcasına yeme bozukluÄŸunun obeziteye neden olabileceÄŸi ileri sürülmüştür. Bu yeme bozukluÄŸunda bulimia nervoza-ya özgü uygunsuz dengeleyici davranışlar (kusma, laksatif, diüretik, lavman ya da diÄŸer ilaçların kullanımı, hiç yemek yememe ya da aşı­rı egzersiz yapma) yoktur. Haftada en az iki kez tıkınırcasına yeme dö­nemlerinin olması ile belirlidir. Hızlı yeme, aç olmadan yeme, yalnız­ken yeme, fiziksel olarak rahatsız olana dek yeme, tiksinme gibi belir­tilerden en az üçü altı aydan fazla süre ile bulunmalıdır. Genel toplum­da kadınlarda % 1.8 sıklıkta bildirilmektedir.

Tedavide, dikkatin obezite belirtilerine yöneltilmesi baÅŸarısızlıkla sonlanır. Çünkü aile diyet yapmayı ister. ÇocuÄŸun ise böyle bir isteÄŸi yoktur. Diyet süresince çocuÄŸu zayıflatmak mümkün olsa da diyetin bitmesiyle kilolarını hızla alacaktır. Kalori kısıtlaması gereklidir, fakat ÅŸiÅŸmanlığın psikosomatik deÄŸerlendirilmesi ve bu tedaviye çocuÄŸun uyumu olmaksızın bir iÅŸe yaramaz. Birkaç kez tedavi amaçlı görüşme ya da destekleyici psikoterapi gereklidir. İlaç ile tedavi hiçbir zaman önerilmez. İştah kesiciler (amfetaminler) dikkatli kullanılmalıdır. 'Tedavide. nedensel etkenlerin ortadan kaldırılması ve psikolojik destek tedavileri uygulanabilir. Proynozun çok iyi olmaması nedeniy­le obezite ortaya çıkmadan önce ya da baÅŸlangıç fazında tanınması ve inlenmesi tedavi ve izlemde önemlidir. Tedavi yöntemleri saÄŸlıklı ya­ÅŸam tarzını destekleyen davranışçı tedavi ve biliÅŸsel psikoterapiyi içer­mektedir.

Sıklıkla uygulanan tedavi, yeme tutumlannı deÄŸiÅŸtirmeye yönelik davranışçı tedavidir. DeÄŸerlendirme sürecinde aynntılı öykü alınması önemlidir. Tercih edilen yemek çeÅŸitleri, tatlılara eÄŸilim, aşırı yeme dö­nemlerinin ortaya çıktığı zaman, iÅŸtahın uyarıldığı çevresel koÅŸullar, ge­ce atıştırma, sosyal baskılar, stres etkenleri, eÅŸlik eden depresyon ve di­ÄŸer psikiyatrik bozukluklar ile ilgili ayrıntılı öykü alınmalıdır. Önemli olan aşırı yeme davranışını özendiren çevresel etkenleri denetleyebilmektir.

Tedavi şu aşamaları içerir;

1. Yaşa uygun kalori/diyetin uygulanması,
2. Tüketilen yiyeceklerin (yapılabiliyorsa hasta tarafından) düzen­li bir ÅŸekilde kayıt edilmesi,
3. Hekim tarafından yapılan haftalık kilo takibi,
4. Yemekleri evde yemek ve bu sırada radyo, TV ya da kitap oku­ma gibi dikkati baÅŸka yöne çeken uyaranların bulunmaması,
5. Öğünler arası atıştırmayı yasaklamak,
6. Fiziksel etkinliklerin artırılması,
7. Kilo kaybettikçe ödül uygulanması.

Tedavinin baÅŸarısı için çocuk ya da ergenin motivasyonu önemli­dir. Özellikle ergenler, iÅŸtahının azalacağı beklentisi ile muayeneye ge­lirler, iÅŸtah kesici ilaçlar isterler. Tedavi öncesinde hastanın ve ailenin hedeflerinin deÄŸerlendirilmesi de önemlidir. Bazen hedefler gerçek dı­ÅŸÄ± olabilir (kısa sürede aşırı kilo verme gibi). Birçok hasta kahvaltı ve öğle yemeÄŸini atlatarak kilo vereceÄŸine inanır. Böylesi tutum tek öğünde (özellikle akÅŸam yemeÄŸi) daha fazla gıda alımına yol açar. Çünkü açlık kan insülin düzeyindeki artmayı sürdürecek akÅŸam saat­lerinde artan kan insülin düzeyini düşermek için daha fazla ve uzun süreli gıda alımı gerekecektir. İlaç tedavilerinin çok ümit verici olma­dığı, genelde etkilerinin geçici olduÄŸu ve ilaç kesildiÄŸi zaman baÅŸa dö­nüleceÄŸi gerçeÄŸi unutmamalıdır.

Bu programlar ile kilo verilebilmektedir. Ancak asıl sorun kilonun korunmasıdır.

Yemek yeme, yalnızca açlığın giderilmesi ve haz alma deÄŸildir. GerginliÄŸi azaltan, öfkeyi yatıştıran ve uyum dengesini saÄŸlayan bir iÅŸ­levdir. Açlık dürtüsü bireyin kendisinin bile tümüyle farkında olmadığı bazı iç güçler tarafından canlı tutulur. Bu nedenle davranışlar yanında hastanın ÅŸiÅŸmanlatan yemekleri aÅŸermesine neden olan düşüncelerle de ilgilenen (biliÅŸsel) bir tedavi modeli daha etkili olabilir.
Tedavide aile işbirliği de önemlidir. Özellikle ergenlerle çalışılırken sorumluluğun ve denetimin hastada olması, çevrenin yalnızca ona destek olan bir rolde kalması önemlidir. Gerekirse okul, öğretmen ve arkadaş gibi sosyal destek sistemleri de değerlendirilmelidir.

Çocuklarda yeme davranışının düzenlenmesi ve fiziksel etkinlik, yalnız eÄŸitime göre kısa dönem tedavide daha üstündür. Kısa dönem­de tedavi baÅŸarı oranı % 5-20, 10 yıllık izleme çalışmasında ise % 30 olarak bildirilmektedir.

Psikolojik ve organik olarak saÄŸlıklı olan çok aşırı kilolu olmayan çocuklarda tedavi giriÅŸimleri etkili olmaktadır. Ailede ya da kendisinde eÅŸlik eden psikopatoloji varsa, yaşı küçükse ve olması gereken kilodan % 100 daha fazla kilolu ise tedavi etkinliÄŸi düşük olmaktadır. Bozuklu­ÄŸun oluÅŸtuktan sonraki seyrinin çok iyi olmaması nedeni ile obezitenin ortaya çıkmadan önce ya da baÅŸlangıçta tanınması tedavi ve izlemde önemli olacaktır. Toplumsal önyargıdan uzak, bir halk saÄŸlığı sorunu olarak ele alınmalı ve önleme çalışmalarına öncelik verilmelidir.


Not: "Şişman Çocuklar ve Obezite" konusu ile ilgili okuduğunuz yazı tamamen bilgi amaçlıdır. Tıbbi tedavi yerine kullanılmamalıdır. Bu nedenle sağlığınızı riske atmayın ve bir doktora danışın.

"Şişman Çocuklar ve Obezite" Konusuyla Alakalı Diğer Başlıklar

 
Sayfa Başı
Estetik Göğüs büyütme Göğüs küçültme



Etiketler

Karında ÅžiÅŸkinlik   Böbrek Hastalıkları Ve Cinsel Fonksiyon Bozuklukları   Ürtikerin Sebepleri Nelerdir?   Tetanos Nedir?   DiÅŸ Dolguları   Aşılanma ve indometasin   Mide Mukozası İltihabı   Pediatrik Odioloji   Burun Tıkanıklığı Nedir?   Omurga Hastalıkları Cerrahisi   Diz Artroplastisi   DiÅŸ Kırılması Tedavisi   YaÅŸlılıkta Sık Görülen Beyin Hastalıkları   Depresyon Depresif Bozukluk   Stereotaksi   Besin Zehirlenmesi ve Besin Alerjisi   BronÅŸektazi Tedavisi   Kolera Hastalığı Ne Derece Ciddidir?   Ergenlik Sivilceleri   DiyafraÄŸma Felci   İnme Ve Nedenleri   Uyku Apnesi   Blefaroplasti   Bulaşıcı Veya Salgın Sarılık   SaÄŸlıklı Bir Boyun İçin Yapılması Gerekenler   Psoriasis   Omuz AÄŸrısı Nedenleri   Eritroblastoz Nedir ?   İlk Yardım Nedir?   Ekstrapiramidal Sendromlar Nedir?   AkciÄŸer Kistleri   Ezikler   Ağız Koruyucu   Kalça Çıkığı   Herpes Tedavisi ve Aşı   Kalp YetmezliÄŸi   Klamidya Enfeksiyonu   Bel Fıtığı TeÅŸhisi   TavÅŸan AteÅŸi   Septum Deviasyonu Neden İleri Gelir?   Temporal Lobektomi   Trafik Kazalarında İlkyardım   Kranioplasti   Göz Kapağı EstetiÄŸi Ameliyatı Nedir?   Akut Tonsillit   Kolesterolu Düşüren Besinler   Sosyal Fobiler   BoÄŸmaca   İşyerinde Aids Tehlikesi   Atriyal Septal Defekt   Sarı Nokta Hastalığı   Nezle Nedir?   Bebekte Kulak AÄŸrısı   DiÅŸ Çekimi ve DiÅŸ Çekimi Sonrası Yapılması Gerekenler   BaÅŸ AÄŸrısı Migren Gerilim Tipi   Gaz DeÄŸiÅŸimi AkciÄŸer Fonksiyon Testi   AÄŸrısız DoÄŸum Epidural Anestezi   Ürik Asit Kristalleri   Kolesterol Nedir?   Ürtiker Birkez Tedavi Edildikten Sonra Yeniden Tekrarlar Mı?   Addison Hastalığı   Testis Torsiyonu Ekstravajinal İntravajinal   Hypostatic Zatürree Nedir?   Koleranın Belirtileri Nelerdir?   Enürez Nedir?   Normal Penis GeliÅŸimi   Ülser Delinmesi ve Tedavisi   Anksiyete Bozuklukları ve Nedenleri   Gut Tedavisi   Tansiyon Nedir   Mide Duodenum Grafisi   Ulnar Oluk   Kalp SaÄŸlığı Beslenme Diyet   Çocuklarda Kafatası Travma   Ülseratif Kolit   Kranyosinostoz Ameliyatları   Adale Çekilmesi Nedir?   Hangi Yiyecekler Kolestrolü Düşürür?   Glokom   Sigara Alışkanlığı Sigara Bırakma   Öksürükle Ağızdan Kan Gelmesinin Sebebi Nedir?   AkciÄŸer Hastalık Belirtileri Göğüs AÄŸrısı   Bağışıklık Sistemi Aşıları   Parestetika Meraljia   Epidermis Nedir?   Kaka Kaçırma   Biyonik Kulak   Kabızlık   Diabet Diyabet Åžeker Hastalığı Tedavisi   Anal Fistül   Anne Sütü Sarılığı   Disk Kayması Nedir?   YenidoÄŸanda Sarılık Hakkında Merak Ettikleriniz   Gebelik Psikolojisi Gebelikte Psikoloji Stres   Göz Anjiyosu   Kansızlık   Astım   Migren Belirtileri   Kalp Bayılmaları Senkop Tedavisi   Çocukların Tik Sorunu   Deniz Kestanesi Batması   0-6 YaÅŸ Cinsel EÄŸitimi   Terleme Tedavisi   Cinsellik Hakkında Bilgisizlik   Karbon Monoksit Zehirlenmesi   Polikistik Over Sendromu   Kızlık Zarı Bozulması   Jinekomasti Rinoplasti   Altçene KemiÄŸi   Kalp Romatizması   Artoplasti   Deri Mantarı   Sırt AÄŸrısı   İdrar Yolları Hastalıkları   Bağırsak Kanseri Belirtileri   Dışkı Tutamama Encopresis Enkoprezis   Tamponsuz Butun Ameliyatı   Metastatik Beyin Tümörü Ameliyatları   Cüzzam   Brucella Bruselloz Malta Humması   Kranyofaringioma   Mongolizm Nasıl TeÅŸhis Edilir?   Kalp ve Dolaşım Sisteminden Kaynaklanan AÄŸrılar   Elektroansefalografi Nedir?   Gebelikte Guatr   Migrene Alışmak Migren Tedavisi   Hamilelikte Kansizlik Gebelikte Anemi   Karın Hastalıkları Apandisit   Sperm testi nedir?   Kondilom   Sınav Kaygısı   Çene Protez Ameliyatları   BronÅŸektazi Belirtileri   Tiroid Fonksiyon Testleri   Aşılanma ve kanser Aşısı   Åžekersiz Diyet Diabet   Radiofrekans İle Burun Cerrahisi   Anestezi Nedir?   Kan Åžekeri Düzeyleri   Multifaktöryel Kalıtımsal Hastalıklar   İnvaginasyon Çocuklarda İnvajinasyon   Koroner Arterlerin Anatomisi   Bebeklerde Åžaşılık Tedavisi   Periferik Nöropati Hastalığı   Hipertiroid Hipotiroid Hipertiroit Hipotiroit   Ddh Belirtileri   Tifonun Ciddi Komplikasyonları Olabilir Mi?   Çocuk Aşıları   Bebekler Neden AÄŸlar, Bebeklerde AÄŸlama   Osteosarkoma   Anestezide Karar Verme   Obezite Ve Cinsellik   AkciÄŸer Kanseri   Zayıflama Kemeri Zayıflatan Kemer   Ense AÄŸrısı TeÅŸhisi   Dismenore Sancılı Adet   Timpanoplasti   Akupunktur Nasıl Etki Ediyor   Endojen Depresyon Nedir?   Çocuklarda Beslenme Bozuklukları   Kalp-Damar Hastalıkları Ve DiÅŸ Tedavisi   Kolesterol Ve Yüksek Tansiyon   Çocukluk Çağı BaÅŸ AÄŸrıları   Hemoroid Tedavisi   Ankilozan Spondilit Tedavisi   Gut Hastalığı İlaçları ve Tedavisi   Varis Tedavileri   Deli Dana Hastalığı Bovine Spongioforme   Otoloji   Mikroenjeksiyon Gebe Kalma   Parkinson Hastalığı Risk Faktörleri   Travmatik Stres BozukluÄŸu   Effektif Nedir?   Disparoni   Çalışan kalpte bypass   Obsesif Kompulsif Nedir?   Çocuklarda Bebeklerde Havale Geçirme   Tozun Yol Açtığı Hastalıklar   Yaygın Anksiyete BozukluÄŸu (EndiÅŸe)   Okul Fobisi