Her türlü sağlık sorunlarınız için bilgilerinizi bırakın. Biz sizi arayalım.

DeÄŸiÅŸik hücre tipli akut kan kanserleriÂnin tersine kronik kan kanserinde lenfo-siter ve miyeloit biçimler çok deÄŸiÅŸik klinik belirtilere yol açar. Lenfositer bi-Çİmde aşın dalak büyümesi belirgindir; miyeloit biçimdeyse bütün vücuttaki derin ve yüzeysel lenf düğümlerinde aynı anda belirgin bir ÅŸiÅŸme gözlenir. • Kronik miyeloit lösemi – Kronik miyeloit lösemi bir eriÅŸkin hastalığıdır; en çok 30-60 yaÅŸ arasında görülür, 25 yaÅŸ altında çok enderdir ve çocuklarda kesinlikle ayrıksı bir durumdur. Ayrıca kadınlarda erkeklerden daha sık rastlaÂnan tek kan kanseri biçimidir.
Bütün kan kanseri biçimleri arasınÂda en belirtisiz baÅŸlayan türdür. Sıradan kan tahlili ya da check-up sırasmda rastlantıyla saptanan olgularda hastalıÂğın klinik belirtilerinin, kan tablosu deÂÄŸiÅŸikliklerinden 2-3 yıl sonra ortaya çıktığı belirlenmiÅŸtir.
Hastalığın en temel bulgusu, belirÂgin ve kimi zaman aşırı boyutlara ulaÂÅŸabilen dalak büyümesidir. Dalak büyüÂmesi görülmeyen olgularda kronik miÂyeloit tanısı çok kuÅŸkuludur.En erken ve sık ortaya çıkan öteki belirtiler, karın ve sindirim sistemiyle ilgili olarak dalak büyümesinin yol açtıÂğı yakınmalarıdır (sindirim güçlüğü, karında gerginlik ve dolgunluk duyguÂsu, kimi zaman karnın sol yanında ağırÂlık duygusu ve aÄŸrı). Sistemik (genel) ya da karın ve sindirim sistemine iliÅŸÂkin belirtiler genellikle daha geç ortaya çıkar. Bunlarla birlikte görülen Öteki belirtiler kansızlıktan kaynaklanan yaÂkınmalar (halsizlik, çarpıntı, nefes darÂlığı, baÅŸ dönmesi vb) ya da metabolizÂmanın hızlanmasına baÄŸlı bulgulardır (örneÄŸin hızlı kilo yitimiyle birlikte geÂnel durumun bozulması). Kronik miyeÂloit lösemide kanda ürik asit artışı da sık görülür. Bunun sonucunda
böbrek Âlerde oluÅŸan ürik asit taÅŸları,
aÄŸrı nöbetÂlerine yol açar.
• Kan tablosu – Kronik miyeloit löseÂmide kan ve kemik iliÄŸindeki en belirÂgin özellik genel dolaşımda granülosit dizisinden olgunlaÅŸmamış hücrelerin görülmesidir. Bu hücrelerde belirgin bir biçimsel olaÄŸandışılık bulunur. Kemik iliÄŸinde ise ilik hücreleri belirgin ÖlçüÂde artmıştır. Akyuvar sayısında da önemli bir artış vardır, ama bu, çeÅŸitli olgularda hatta aynı olguda büyük farkÂlılık (15.000-500.000/mm3 arasında) gösterir. Akyuvar sayısının normal ya da normalin altında olması oldukça enÂderdir; akyuvar sayısındaki artış hastalıÂğın neredeyse deÄŸiÅŸmez bir bulgusudur. Sayıları mutlak olarak artan akyuvarlar, miyelosit ve metamiyelositlerin çoÄŸunÂlukta olduÄŸu nötrofîl granüloblastlar ve granülositlerden oluÅŸur. Kronik miyelo-it lösemide görülen bu akyuvarlar norÂmal biçimlerim bir ölçüde yitirmiÅŸ, anormal yapıda hücrelerdir. Kemik iliÂÄŸinde biçimsel anormallik gösteren graÂnüloblastlar arasında genellikle miyelo-sitler ağırlıktadır. Ama genel dolaşım kanında olduÄŸu gibi kemik iliÄŸinde de bu hücrelerin bütün oluÅŸum evrelerinin görülmesi nedeniyle, akut kan kanserleÂrinin önemli bir özelliÄŸi olan “lösemi hiatusu”na rastlanmaz. Granüloblast arÂtışı bütün hastalık dönemi boyunca deÂÄŸiÅŸmeyen bir bulgudur. Öte yandan has-lalığın baÅŸlangıcına ait tipik bir bulgu olan belirgin megakaryosit artışı, hastaÂlık boyunca azalma eÄŸilimi göstererek ileri evrelerde normalin altına iner. Eritroblast serisindeki bozukluk ise hastalıÂğın baÅŸlangıcında görülmeyip ileri evreÂlerde ciddi boyutlara vanr.Kemik iliÄŸindeki bu deÄŸiÅŸikliklerle birlikte dolaşım kanında da trombosit sayısmda giderek azalma ve ağır kanÂsızlık geliÅŸir.
Hastalık tedavi edilmediÄŸinde kroÂnik bir gidiÅŸ gösterir: Tüm geliÅŸim evreÂlerinde akyuvar sayısında artış ile ortaÂya çıkan alevlenme dönemlerini, kendiÂliÄŸinden iyileÅŸme dönemleri izler; ortaÂlama yaÅŸam süresi 3 yıldır. Ama yüzde 25 oranında 5-10 yıl yaÅŸayan olgular da bildirilmiÅŸtir. Dalakta ilerleyici bir büÂyüme vardır,
kansızlık giderek ağırlaşır ve genel durum kaÅŸeksiye (zafiyet) vaÂracak ölçüde bozulur. İleri aÅŸamada kaÂnama ve enfeksiyonlar da geliÅŸebilir.
Olguların çoÄŸunda son evrede “akut terminal blastik kriz” adı verilen bir tabÂlo geliÅŸir. ÇoÄŸunlukla ani biçimde, baÂzen de yavaÅŸ ortaya çıkan ve önlenemeÂyen bu durum, akut kan kanserlerinin klinik ve kan belirtilerini andırır.
Günümüzdeki tedavi yöntemleriyle hastaların çoÄŸunda normal yaÅŸam koÂÅŸullan, çalışma etkinliÄŸi ve klinik-kan tablosunda iyileÅŸme saÄŸlanabilmektedir.
Akut kan kanserlerinde olduÄŸu gibi kronik miyeloit lösemide de gidiÅŸin önceden kestirilebilmesi için bazı özellikÂlerin bilinmesi gerekir. Tanı aÅŸamasınÂda alyuvar sayısı normal ya da en azınÂdan 3.000.000/mm3'ten yüksek, tromÂbosit sayısı normal ve akyuvar sayısı belirgin ölçüde artmış (50.000/mm3'ten yüksek) olan hastalar genellikle daha uzun yaÅŸar. Buna karşın kansızlığın hızlı geliÅŸmesi, olgunlaÅŸmamış hücre ve bazofil sayısının artması, dalak büÂyümesinin giderek ilerlemesi, lenf düÂğümlerinin büyüyüp yüzeysel lenf bezÂlerinin ÅŸiÅŸmesi, ışın ve ilaç tedavisine direnç geliÅŸmesi, kötü gidiÅŸe iÅŸaret eden bulgulardır.
Kronik miyeloit lösemi tedavisi, daÂlağın ışınlanması ve/ya da ilaç tedaviÂsinden oluÅŸur. Ayakta uygulanabilmesi ve ekonomik olması nedeniyle, ilaç teÂdavisi günümüzde daha yaygındır. Kan kanseri tedavisinin yarattığı sorunlarÂdan biri de masrafların yüksekliÄŸidir.
• Kronik lenfositer lösemi – Kronik lenfositer lösemi, öteki bütün kan kanÂseri tiplerinden çok farklı klinik belirtiler gösterir. Hastalık çok yavaÅŸ gidiÅŸli-dir ve uzun süre hiçbir belirti görülmez. Hastalar genellikle baÅŸka nedenlerle yitirilir. Bu hastalığı öteki kan kanserleÂrinden ayıran özellik, kanserli lenfositÂlerin normal lenfositlerden ayırt edile-memesidir. Görülme sıklığı yaÅŸla birÂlikte artan kronik lenfositer lösemi, çoÂcuklarda hiç görülmez ya da ayrıksı bir durumdur; 40 yaÅŸm altında ise çok enÂderdir.
• Klinik tablo – Kronik lenfositer löseÂminin baÅŸlıca klinik belirtileri, lenf düÂğümlerinde büyüme, dalak büyümesi, genel durumun ve kan tablosunun gideÂrek bozulması ve enfeksiyon biçiminde komplikasyonlardır.
Derin ve/ya da yüzeysel lenf düÂğümleri genellikle iki yanlı olarak ve bir mandalinanın boyunu aÅŸmayacak ölçüde büyümüştür; hareketli ve aÄŸrıÂsızdır, fisrülleÅŸme görülmez. Dalak büÂyümesi kronik miyeloit lösemideki kaÂdar belirgin olmasa da, hemen hemen her zaman görülür.Uzun süre iyi olan genel durum ve kan tablosu, hastalığın ileri evrelerinde giderek bozulur. Kanda antikor ve nöt-rofillerin azalması sonucunda, özellikle solunum ve idrar yolları enfeksiyonları geliÅŸir. Sık geliÅŸen bu komplikasyonlar, hastaların ölümüne yol açan baÅŸlıca neÂdenlerdendir.
• Kan tablosu – Kronik lenfositer löseÂmide kan ve kemik iliÄŸinin baÅŸlıca özelÂlikleri, kanda lenfosit ağırlıklı bir akyuÂvar artışı ve kemik iliÄŸinde az çok belirÂgin lenfosit artışıdır.
Genellikle 100.000/mm3'ü aÅŸmayan bir akyuvar artışı ön plandadır. Ama akyuvar sayısının normal ya da normaÂlin altmda olduÄŸu olgular da bilinmekÂtedir.
Gene de lenfosit sayısının artarak dolaşımdaki akyuvarların yüzde 90-99'unu oluÅŸturması tipik bir bulgudur. Bu duruma, akyuvar sayısı normal ve saÄŸlıklı görünen kiÅŸilerde rastlanması son derece anlamlıdır. Lenfositlerin büÂyük çoÄŸunluÄŸu olgunlaÅŸmıştır ve biçim bakımından normal lenfositlerden çok farklı deÄŸildir.
Kronik lenfositer lösemide lenfositÂler, görünüşte normal biçimli olmalarıÂna karşın, iÅŸlevsel açıdan normal lenfoÂsitlerden farklıdır.
Kemik iliğinde lenfosit egemenliği belirgin denebilecek ölçüdedir. Hastalık ilerledikçe lenfositler giderek çoğalır ve normal kemik iliği dokusuna tümüyle yerleşerek buradaki sağlam dokunun azalmasına neden olur. Bununla birlikte
kansızlık ile genel dolaşımda granülosit ve trombosit azalması görülür.
• Hastalığın gidiÅŸi, sonlanması ve teÂdavisi – Alevlenme ve gerileme dönemÂleriyle kronik bir gidiÅŸ gösteren kronik lenfositer lösemi, olguların çoÄŸunda Çok yavaÅŸ ilerler. Hastalığın, tanı önceÂsinde bazen hiç belirti vermeden uzun zaman varlığını sürdürmesi ve 10-20 ya da 25 yıl yaÅŸayan hastaların bilinmesi, kronik lenfositer löseminin sanılandan daha yavaÅŸ geliÅŸtiÄŸini düşündürmekteÂdir. Gene de hastalığın çok deÄŸiÅŸken bir gidiÅŸ gösterdiÄŸi unutulmamalıdır. Sık rastlanan ve orta ÅŸiddette seyreden hasÂtalık biçiminin yanı sıra iyi ve kötü huyÂlu kronik lenfositer lösemiler de bilinÂmektedir.
Genellikle ileri yaÅŸlarda rastlanan iyi huylu kronik lenfositer lösemi, yılÂlarca belirtisiz seyredebilir; lenf düÂğümlerinde hafif büyüme, her zaman gözlenmeyen dalak büyümesi, genel durumun iyiliÄŸi ve lenfosit egemenliÂÄŸindeki akyuvar artışı dışında normal görünen kan tablosu, hastalığın iyi huylu biçimine Özgü bulgulardır. Kötü huylu biçimlerde ise dalak ve lenf düÂğümlerinde hızlı büyüme, ilk evreden baÅŸlayarak yüksek ateÅŸ, genel durumda hızlı bir bozulma, erken dönemde kanÂsızlık ve trombosit sayısmda azalma görülür. Ama bu hızlı geliÅŸim, kötü huylu hastalığın kendisinden çok, hastalığa geç tanı konabilmiÅŸ olmasıyla açıklanabilir.
Sonlanmanın belirlenmesinde, kan tablosuna ait bilgiler çok önemlidir. Ağır kansızlık, trombosit ve granülosit sayılannm düşmesi, dikkatle deÄŸerlenÂdirilmesi gereken verilerdir.Kronik lenfositer lösemi tedavisi de dalaÄŸa ışınım verme ve ilaç tedavisinÂden oluÅŸur. Ayakta uygulanabilen ilaç tedavisine günümüzde daha sık baÅŸvuÂrulmaktadır.