Çocuklarda Yetişkinlerde Dişlerin Çürümesi - Sağlık Kataloğu
Türkiye'nin En Büyük ve Bir Numaralı Sağlık Adresi

Çocuklarda Yetişkinlerde Dişlerin Çürümesi

Sayfa Sonu

Her türlü sağlık sorunlarınız için bilgilerinizi bırakın. Biz sizi arayalım.

Ad-Soyad
:
E-mail
:
Telefon
:
Mesaj
:

Diş Çürümesi, Çocuklarda Yetişkinlerde Dişlerin Çürümesi


Dişlerin en sık görülen hastalığı olan diş çürüğüne karşı zamanında önlem alınması gerekir.

DiÅŸ çürüğü günümüzün belki de en yaygın hastalığıdır. Toplam nüfusun yüzde 90'mda görülür. Bu yaygınlığıyla yalnız kiÅŸilere deÄŸil toplumsal yaÅŸama da büyük zarar verir. Ülkelerin ekono­misinde yol açtığı iÅŸgücü kaybı son de­rece büyüktür. Ayrıca diÅŸ çürüklerinin yetersiz çiÄŸneme sorunlarına, yerel ve genel hastalıklara neden olduÄŸu da unu­tulmamalıdır.

Uygarlığın ilerlemesiyle diÅŸ çürüğü­nün görülme sıklığı arasında sıkı bir iliÅŸki vardır. Tarihöncesi çaÄŸlarda diÅŸ çürüğü gibi bir sorun olmadığı, Paleolitik ÇaÄŸ'da belki de hiç rastlanmadığı anlaşılmaktadır. DiÅŸ çürüklerine iliÅŸkin en eski bilgiler Portekiz'de küçük bir yerleÅŸim bölgesi olan Müge yakınların­da bulunan 200 kadar kafatası fosilin­den elde edilmiÅŸtir. Paleolitik'i izleyen Mezolitik ÇaÄŸ'dan (İÖ 10.000-6.000 yılları arası) günümüze ulaÅŸmış olan bu kalıntılarda çürük diÅŸ oranı çok düşük­tür. DiÅŸ çürükleri daha sonraki evre olan Neolitik (Cilalı TaÅŸ) ÇaÄŸ'da insan­ların yerleÅŸik düzene geçip tarım ve hayvancılıkla uÄŸraÅŸmaya baÅŸlamalarıyla yaygınlaÅŸmıştır. Paleolitik ÇaÄŸ veri­leri günümüz ilkel toplulukları için de geçerlidir. Afrika'nın güneyinde yaÅŸa­yan Sanlar (BuÅŸmanlar) arasında diÅŸ çü­rüğüne hiç rastlanmamıştır. Ayrıca eski yaÅŸama alışkanlıklarını sürdüren Eskimolar ile kentlere yerleÅŸerek günümüz uygarlığının saÄŸladığı yaÅŸama ve bes­lenme alışkanlıklarını edinmiÅŸ Eskimolar arasında diÅŸ çürüğüne rastlanma ora­nı bakımından büyük farklar görülmek­tedir.

Diş Çürümesine Karşı Beslenmenin Önemi

DeÄŸiÅŸik beslenme alışkanlıkları olan halklar arasında yapılan istatistikler beslenmenin diÅŸ çürüklerinin oluÅŸma­sında önemli bir rol oynadığını göstermistir. Beslenme düzenleri doÄŸal besin­lere dayanan topluluklarda, diÅŸ çürükle­rinin sıklığı belirgin ölçüde düşüktür. Avrupa'da II. Dünya Savaşı sırasında diÅŸ çürümelerinin azaldığı görülmüştür. Ama savaÅŸtan sonra gene savaÅŸ önce­sindeki orana ulaşılmış ve savaşın ar­dından dört beÅŸ yıl geçtikten sonra bu oranın daha da yükseldiÄŸi belirlenmiÅŸ­tir.

SavaÅŸ yıllarındaki azalma büyük olasılıkla doÄŸal besinlere dayalı beslenmeyle iliÅŸkilidir. Sonraki artış ise 1944-48 arasında doÄŸanlarda, ekonomik bu­nalım sonucu geliÅŸen yaygın raÅŸitizme baÄŸlı olabilir. DiÅŸ çürümesinde, katı ve sıvı besinler arasındaki oran, yanlış beslenme alışkanlıkları ve hatta coÄŸrafi, jeolojik, ekonomik ya da toplumsal du­rum bile etkili olabilir.

Sert ve çiÄŸ gıdaların diÅŸlerde temiz­leyici etkisi vardır. Bunlar ayrıca diÅŸle­rin destek dokularını da güçlendirir. İş­lenmiÅŸ ve yumuÅŸak gıdaların beslenme­deki oranının yükselmesi çiÄŸneme iÅŸle­vini azaltarak hem diÅŸ çürümesinde ge­nel bir artışa, hem de yakın zamana de­ÄŸin saÄŸlamlığım koruyan kesicidiÅŸlerde çürüklerin görülmesine neden oldu. Belli bir sertliÄŸi olan yiyeceklerin çiÄŸ­nenmesi, kesicidiÅŸ uçlarının ve burada­ki pürüzlerin aşınmasına yol açarak za­manla çiÄŸneme yüzeylerini düzleÅŸtirir ve besin artıklarının birikerek çürüme sürecini baÅŸlattığı noktaları ortadan kal­dım. Uygar toplumlarda sert ve çiÄŸ gı­dalarla beslenen halklarda görülen tipik aşınmış diÅŸlere rastlamak giderek zor­laÅŸmaktadır.

Karbonhidratlarca zengin bir bes­lenmenin de çürük oluÅŸumunu kolay­laÅŸtırdığı bilinir. Uzun süre çürüklerin baÅŸlıca nedeni olarak ÅŸekerin mayalan­masından oluÅŸan asitler gösterilmiÅŸtir. Günümüzde çürüme etkenlerinin çok daha çeÅŸitli olduÄŸu bilinmektedir. Bu süreci yaratan nedenler çok deÄŸiÅŸiktir ve uzmanlar arasında hâlâ tartışma ko­nusudur.

Diş Çürümesi Nedenleri, Dişler Neden Çürür

Kimyasal kuram olarak bilinen bir gö­rüşe göre çürükler ağızda biriken besin artıklarından kaynaklanır. Bu artıklar ayrışırken açığa çıkan asitler diÅŸ doku­sunun mineral bileÅŸimini parçalar. Bak­teri kuramına göre ise minenin organik bölümünün parçalanmasından bazı bak­teriler sorumludur. Bunu izleyen ikinci aÅŸamada mineral bölüm parçalanır. Bu iki ayrı yaklaşımı birleÅŸtiren daha yeni bir kurama göre yiyecek artıklarında üreyen bakteriler asit üreterek, diÅŸin mi­neral desteÄŸini parçalamaktadır. Ağız boÅŸluÄŸundaki tükürük salgısının orta­mın asitliÄŸini düzenleyici bir etkisi var­dır. Ama bu etki bakterilerin oluÅŸturdu­ÄŸu diÅŸ plakları karşısında yetersiz kalır. Plaklar ortamı asitleÅŸtirir ve çürüklerin oluÅŸmasına yol açar.

DiÅŸ çürümesine iliÅŸkin olarak öne sürülen bu görüşler ağız temizliÄŸi konusunda bilimsel çalışmaların baÅŸlamasını saÄŸladı. Sonunda diÅŸ fırçalan ve diÅŸ macunlan günlük yaÅŸama girdi. Çürü­meyi engellemek için minenin belirli bölgelerinde laktik asit birikiminden sorumlu olan plağın ortadan kaldırılma­sı gerektiÄŸi sonucuna varıldı.

Son dönemde ise tükürük kuramı ortaya atıldı. Bu kurama göre çürük, di­ÅŸin dışındaki biyolojik sıvı olan tükürük ile içteki organik sıvıları ayıran yarı ge­Ã§irgen bir zar gibi iÅŸlev gören karmaşık bir sürecin ürünüdür. Bu nedenle doku yıkımına yol açan hastalıklar, vitamin yetmezlikleri, enfeksiyonlar ve zehir­lenmeler organizmanın dolaşımdaki sıvılarını deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸratırken etkilerini diÅŸte de gösterirler. Çürüklerin yerel nedenleri, kalıtsal ya da edinilmiÅŸ yat­kınlığa baÄŸlı olarak ortaya çıkabilir. Bu yaklaşıma göre aÅŸağıda belirtilen etken­ler çürüklerin önlenmesinde büyük önem taşır: Minerallerce zengin beslen­me, vitaminler, gebelik ve ilk çocukluk döneminde bol protein alınması, kar­bonhidrat ve ÅŸeker alımının sınırlandırılması ve ağız bakımına özen gösterilmesi. Ağız bakımı özellikle plak geliÅŸi­mini önlemeye yönelik olmalıdır. Plakların, tükürük ve diÅŸetlerindeki iltihaplı doku sızıntısından kaynaklanan bir çe­ÅŸit jelatinsi zar üzerinde yaÅŸayan küçük bakteri kolonilerinden oluÅŸtuÄŸu bilin­mektedir. DiÅŸetlerinin de diÅŸ hastalıkla­rının ortaya çıkmasında büyük önemi vardır. Çürüğe ve diÅŸ çevresindeki has­talıklara neden olan bakteriler, plaÄŸa yapışmadıkça zararlı bir etki göstere­mezler. Bu nedenle plağın ortadan kal­dırılması çok önemlidir.

YERLEŞİM

DiÅŸ çürümesi tam olarak bilinmeyen, hâlâ belirsizlikler taşıyan bir süreçdir. Hızlı geliÅŸen ve geniÅŸ doku yıkımına yol açan çürüklerin çok bakımsız ve hastalıklı ağızlarda görüldüğü bilin­mektedir. Bu nedenle çürüğe yatkın ya da dirençli ağızlardan söz edilebilir. Ama çürüğe karşı gösterilen direncin ağız genelindeki savunma mekanizmalarına mı, yoksa diÅŸin kendi direncine mi baÄŸlı olduÄŸu bilinmemektedir.

Alt birinci büyük azıdiÅŸleri, gençlik döneminden baÅŸlayarak çürümenin en çok görüldüğü diÅŸlerdir. Çürüme daha sonra giderek azalan oranda üst birinci büyük azılar ile ikinci büyük azılarda, en az olarak da alt kesicidiÅŸlerde görü­lür. Çürük en çok diÅŸin taç çıkıntıları arısındaki derin oluklarda ve diÅŸler ara­sında kalan bölgede geliÅŸir. DiÅŸin bo­yun kısmındaki çürüklere de oldukça sık rastlanır. Bunlar genellikle vücudun zayıf düşmesine yol açan organik hastalıklarla iliÅŸkilidir. Bazen çok sert bir fır­Ã§anın kullanılmasına da baÄŸlı olabilir­ler. Mekanik etki diÅŸ minesini yıprata­bileceÄŸi gibi, diÅŸetini de yaralayarak çe­kilmesine yol açabilir. Böylece çürüğe direncin daha az olduÄŸu minesement sının ortaya çıkar.

Çürüğün diÅŸe geniÅŸ biçimde yayıl­ması seyrek olarak, yalnızca diÅŸin aşırı ölçüde mineral yitirdiÄŸi organik hasta­lıklarda görülür. Bu hastalıklar diÅŸin sa­vunma mekanizmalarını zayıflatarak bakterilerin yerleÅŸmesini kolaylaÅŸtırır.

Diş Çürükleri Çeşitleri

Çürüme mine katmanında küçük bir lezyonla baÅŸlar ve mine katmanını aÅŸa­rak dentine ulaşır. Bu dokuda daha hızlı ve kitlesel olarak yayılır. Sement ve mi­neye uzanan dentin kanalcıkları çürü­ÄŸÃ¼n sızmasını kolaylaÅŸtırırken mine ka­dar sert olmayan dentinin mineral tuzlarını içeren organik yapısı çok daha hızlı biçimde yıkıma uÄŸrar. Sonuçta minedeki küçük bir yarığın altında yumuÅŸamış bir doku bölgesi oluÅŸur. Bu bölgenin koyu rengi minenin saydamlığı nede­niyle kolayca görülebilir. Sert bir besi­nin çiÄŸnenmesi ya da çürümüş dentin bölgesinin çok geniÅŸlemesi, üstteki mi­ne katmanının parçalanmasına neden olur ve çürüme yeri bir yarıkla açığa çı­kar. İçten oyulan bu çürük tipinde, çü­rük bölgesi büyük ölçüde mine katmanı bozulmadan geniÅŸler. GeliÅŸme hızlıdır. Çünkü yiyeceklerin çiÄŸnenmesi, tükü­rük salgısı ve diÅŸ bakımının saÄŸladığı temizlikten uzak kalan bu çürüme odağı serbestçe geliÅŸme fırsatı bulur. DiÅŸin boyun bölgesi çürükleri gibi bazı yü­zeysel çürükler ise olduÄŸu gibi kalmış izlenimi verecek ölçüde yavaÅŸ ilerler.

Genel olarak çürükler, çürüme süre­cinin dişözü ya da diÅŸ sinirinden uzaklı­ÄŸÄ±nı belirtmek için yüzeysel, orta derin­likte ve derin çürükler olarak sınıflandı­rılır.

BaÅŸlangıç evresinde yüzeysel çürük­ler yalnızca dentin katmanının en üst bölümünü ve mineyi etkiler. Orta dü­zeyde çürüklerde ise dentin önemli öl­Ã§Ã¼de etkilenir. Dentin boyunca yayılmış olan derin çürüklerde ise dişözü (pulpa) mikrop kapar ve tedaviye baÅŸlanmazsa buradaki doku ölümüyle birlikte enfek­siyonun daha derinlere inme yolu açılır.

Yüzeysel çürüklerde aÄŸrılı belirtiler genellikle görülmezken, orta derinlikteki çürükler ısı deÄŸiÅŸimlerine (sıcak, soÄŸuk) ya da bazı yiyeceklere (tatlı, asitli vb) karşı duyarlı olabilir. Bu uyaranların do­ÄŸurduÄŸu aÄŸrı, uyaranın ortadan kalkma­sıyla yok olur. Derin çürüklerde dişözü-ne bakteriler bulaÅŸtığından aÄŸrı kendili­ÄŸinden ya da uyanlardan sonra ortaya çıkabilir. AÄŸrı ÅŸiddetlidir ve birden baÅŸlar. Hasta aÄŸrıyan diÅŸini belirlemekte güçlük çeker. Enfeksiyonun dişözüne yeterince yayımladığı durumlarda, aÄŸrı giderek azalıp yok olur. AÄŸrı genellikle gece sa­atlerinde vücut yatay konumdayken or­taya çıkar. Çünkü bu konumda baÅŸa da­ha çok kan gider. Enfeksiyon dişözüne iyice yayılıp irinleÅŸmiÅŸse, çok ÅŸiddetli olan ve çevreye de yayılan zonklayıcı ve sürekli bir aÄŸrı görülür.

AÄŸrının özelliklerini diÅŸin anatomik yapısı belirler. BaÄŸdoku, çeÅŸitli tipte hücreler, damar ve sinir liflerinden olu­ÅŸan dişözü bir boÅŸlukla sınırlanmıştır. Dişözü odacığı denen bu boÅŸluÄŸun du-varlan sert ve esneklikten yoksundur. DiÅŸin taç bölümünde geniÅŸleyen dişözü odacığı köke doÄŸru incelip ipliksi bir uzantıya dönüşür ve bu bölümü kök ka­nalı adıyla tanınır.

İltihaplanma sırasında dişözü da­madan daha fazla kan akımıyla geniÅŸ­ler ve sinir liflerine baskı yaparak aÄŸrıya neden olur. İltihaplanmanın belirli bir düzeyi aÅŸmasından sonra dişözünde artan ödem özgün bir aÄŸrı duyumuna yol açar. Artık doku yıkımı onarılamaz durumdadır. AÄŸrı yalnız dişözünün ölü­müyle kesilir. Bu doku ölümü ya enfek­siyon sürecine baÄŸlıdır ya da tıbbi giri­ÅŸimle saÄŸlanır.

Özetlemek gerekirse mikropların üremesi dişözünde bir ap­senin oluÅŸmasına neden olur ve bu du­rum dişözünde doku ölümüyle sona erer. Dişözü hastalıkları diÅŸ çürüğünden bağımsız olarak da geliÅŸebilir. Ağır en­feksiyon hastalıklarında ya da âdet gör­me döneminde dişözü iltihapları ortaya çıkabilir.

Yaralanmalar ya da kimyasal maddeler gibi iltihaplanmaya yol açmayan ağır diÅŸ çevresi dokusu hastalıkları (periodontoz) ve diÅŸeti cebindeki enfeksi­yonlara baÄŸlı hastalıklar dişözünde en­feksiyon oluÅŸturabilir.

Dişözünde doku ölümü öncesinde bütün belirtiler aynı anda ortaya çıkma­yabilir. Darbe gören bir diÅŸte yıllar son­ra ağır zararların ortaya çıktığı da bilin­mektedir.

Diş Çürüğü Tedavisi, Diş Çürükleri Nasıl Tedavi Edilir

Çürüklerin tedavisi aÄŸrının ortadan kaldırılmasına, doku yıkımının durdurul­masına ve diÅŸin anatomik yapısının onarılmasına yöneliktir.

Yüzeysel ve orta derinlikte çürük­lerde, çürüyerek yumuÅŸamış diÅŸ dokusu frezle oyularak temizlenir. OluÅŸan boÅŸ­luk dezenfekte edilerek dolgu malze­mesi ile doldurulur.

Derin çürüklerde tedavi giriÅŸimini dişözünün enfeksiyondan etkilenme de­recesi belirler. Dişözü dokusunun ağır yıkımları dışında, derin çürüklerin teda­visinde çaÄŸdaÅŸ yaklaşım, diÅŸin canlılığı­nı korumayı amaçlar. Çürük odağına en yakın dişözü bölgesinden dentinin yeni­den üretilme süreci uygun ilaçlarla uyarılır. OluÅŸan yeni dentin daha koyu renklidir. Özgün kanalcıklarından yok­sundur ve serttir. DiÅŸin savunma meka­nizmasının bir göstergesi olan bu yeni oluÅŸum ikincil dentin adıyla tanınır.
İkincil dentinin üstüne yalıtkan bir madde ve daha soma da dolgu maddesi konur.

Dişözünün Çıkarılması

DiÅŸin canlılığını koruyamayacak ölçüde yıkıma uÄŸrayan dişözünün çıkarılması yoluna gidilir. Bu giriÅŸim anestezi yar­dımıyla aÄŸrısız bir biçimde uygulanabi­lir. Yerel olarak aÄŸrı duyusunu körelten ya da ortadan kaldıran anestezik mad­deler iÄŸneyle verilir. Eskiden arsenik içeren ilaçların diÅŸ içine uygulanmasıy­la dişözü dokusunun ölmesi saÄŸlanırdı. Bu yöntem artık uygulanmamaktadır. Dişözü, kök kanallarına kadar çıkarıla­bileceÄŸi gibi yalnız taç bölümünden ke­silerek de alınır. Bu iÅŸlemlerden ilki pulpektomi, ikincisi pulpatomi adlarıyla tanınır.

Pulpatomi daha çok kök kanalları­nın tam olarak oluÅŸmadığı çocuklarda, ilaçlı maddenin kökün baÅŸlangıç bölü­münden öteye geçmesinin istenmediÄŸi durumlarda ya da kök yapısının içlerini tamamen boÅŸaltmayı olanaksız kılacak ölçüde düzensiz olduÄŸu olgularda uygu­lanır.

En çok uygulanan giriÅŸim pulpektomidir. Bu yöntemde dişözü kök kanalla­rından özel bir aletle çıkarılır. Dişözü çıkarıldıktan sonra kanallar geniÅŸletilir. Amaç ilaçlı maddelerin açılan kanallara yerleÅŸtirilmesi ve diÅŸ kökünün yeniden iltihaplanmayı önleyecek biçimde dol-durulmasıdır.

Minenin Doğuştan Bozuklukları

Bazı olgularda diÅŸlerin aşın yıprandığı görülür. Bu olgular birbirlerine çok ben­zer özellikler gösteren ve kolayca tanınabilen doÄŸuÅŸtan bozukluklara baÄŸlıdır.

Hipoplazi - Bilinmeyen bir nedenden ötürü mine taslağının embriyon aÅŸa­masında duraklamasından kaynaklanır. Bu nedenle mine daha ince ve düzen­siz geliÅŸir. DiÅŸler noktalı ya da dikey oluklu, koyu lekeli, sarımsı ve çizgilerle kaplıdır.

Hipokalsifîkasyon - Kalsiyum yetersizliÄŸi nedeniyle minenin sertliÄŸini yi­tirmesi, minerallerin birikme aÅŸamasında ortaya çıkan aşır! sıvı dengesizlikle­rinden kaynaklanır. Mine zayıf geliÅŸir. DiÅŸler kolayca ve bütünüyle aşınır. DiÅŸler çıkarken mat ve düzleÅŸmiÅŸtir. Daha sonra kararıp koyulaşırlar. Taç bö­lümleri kaplanarak tedavi edilir. Anne kamında geçen sürede karşılaşılan zararlı etkenler ve annenin ateÅŸli hastalıkları dölütün geliÅŸmekte olan diÅŸlerinde bozukluÄŸa yol açar.

Diş dolguları Hakkında Bilgiler, Diş Dolgusu Çeşitleri

DiÅŸ dolguları ve diÅŸin yeniden biçim­lendirilmesi çeÅŸitli maddelerle yapıla­bilir. Bunlar siman, porselen, amalgamlar, gümüş ya da altınla kakma, yapış­kan altın, reçine, kuvars-reçine bileÅŸik­leridir.

Silikat dolgular- Yapay porselen ola­rak da bilinen silikat dolgu maddeleri, doÄŸal görünümü bozmamaları nedeniy­le, özellikle ön diÅŸlerin dolgusunda kul­lanılır.

Bu dolgu maddesi yapışkan olmadı­ÄŸÄ±ndan diÅŸte, dibi aÄŸzından daha geniÅŸ bir oyuk açılır. Silikat oyuÄŸa yumuÅŸak durumda sokulur ve sertleÅŸtikten sonra hazırlanan boÅŸluÄŸun özel yapısı nede­niyle dışarı çıkamaz.

Uygulama sırasında silikat dolguyu tükürükten korumak gerekir. SertleÅŸir­ken ıslanan silikat parçalanabilir. Kan ise lekelenmesine yol açarak estetik de­ÄŸerini azaltır. Dolgu maddeleri dişözün-de güçlü bir zehir etkisi yapacak özel­liktedir. Bu nedenle doku ölümüne, kök baÅŸlangıcında kök granülomuna ya da diÅŸ apsesine yol açabilirler. Bu komplikasyonları önlemek için dolgu boÅŸluÄŸu­nun duvarları silikatı yalıtmaya yarayan maddelerle kaplanır. Ayrıca dolguya tü­kürük ve kan gelmesini önlemek için üstünde çalışılan diÅŸ ağız boÅŸluÄŸundan yalıtılır. Bunun için kullanılan ince bir plastik örtü uygulama sırasında deline­rek diÅŸe sıkıca geçirilir ve özel araçlarla tutturulur.

Silikofosfat dolgular - Oldukça kısıtlı bir kullanım alanı vardır. Metal kapla­ma yapılacak diÅŸlerin altyapısını hazır­lamada ya da hastanın uzun süre kulla­namasa bile, doÄŸal diÅŸ yapısından ko­layca ayırt edilemeyecek bir dolgu iste­diÄŸi durumlarda kullanılır. Bu dolgu çiÄŸneme hareketleri sırasında hızla aşı­nır ve belirli aralıklarla yenilenmesi ge­rekir.

Yapay reçineler - DiÅŸ dolgusunda kısa bir dönem yaygın biçimde kullanıldı. Hızla benimsenmesi, kolay biçimlen­me, uygulamadan sonra uzun süre da­yanma ve estetik özelliklerinden kay­naklanıyordu. Ama renklerinin zamanla deÄŸiÅŸtiÄŸi, yalnızca dişözüne deÄŸil dentinin organik maddesine de zarar verdik­leri kanıtlanınca diÅŸ tedavisinde büyük ölçüde kullanım dışı kaldılar. Günümüz diÅŸ hekimliÄŸindeki kullanım alanları hemen hemen yalnızca protezlerin kısa süreli onarımlarıyla sınırlıdır.

Porselen yığma - Silikat dolguların bi­linmediÄŸi ya da yeterince geliÅŸtirileme­diÄŸi dönemlerde baÅŸlıca estetik dolgu seçeneÄŸiydi. Günümüzde çok az kulla­nılır. Çünkü kısa sürede porselenle diÅŸ arasındaki sınır çizgisi görünür hale gelmektedir. Uygulama özenli bir te­mizlik ve dezenfeksiyon iÅŸleminden sonra yapılır. DiÅŸte açılan oyuÄŸun du­varları diktir ve çürüğün geniÅŸliÄŸiyle orantılı bir derinliktedir. OyuÄŸun tam ölçüsü alınır, dibine yapıştırıcı bir mad­de konur ve alınan ölçülere göre hazır­lanmış porselenin açılan boÅŸluÄŸa otur­ması saÄŸlanır.

Gümüş amalgam - DiÅŸ dolgularında en çok kullanılan madde gümüş amal-gamdır. Gümüşün cıvayla yaptığı bu in­ce toz ya da küçük pullar halindeki ala­ÅŸÄ±m, içerdiÄŸi cıva miktarıyla orantılı olarak az ya da çok yumuÅŸak olabilir. Amalgamdaki maddeler kendi özellik­lerini yitirmeden saÄŸlam bir yapı oluÅŸ­turur. Önce yumuÅŸak olan amalgam, kı­sa sürede sertlik ve direnç kazanır.

Gümüş amalgamın yapışma özelliÄŸi yoktur. Bu nedenle içinden çıkamaya­cağı uygun bir boÅŸluÄŸa yerleÅŸtirilmesi gerekir. Isıyı çok iyi iletmesi diÅŸin sı­cak ve soÄŸuÄŸa karşı duyarlılığını artıra-cağından sakıncalıdır. Bu nedenle diÅŸ boÅŸluÄŸuna ısı yalıtımı saÄŸlayan bir kat­man döşenir. Kullanımını kısıtlayan özelliklerden biri de zamanla oksitlene­rek mat ve hoÅŸa gitmeyen bir renk al­masıdır.

Altın - DiÅŸ dolgularında katı ya da son derece yumuÅŸak biçimleriyle kullanılır. ErimiÅŸ altın döküm dolgu, koruyucu diÅŸ tedavileri arasında genellikle en iyi çö­züm sayılır. Doku yıkımının çok ilerle­diÄŸi durumlarda diÅŸlerin yeniden biçimlendirilmesinde baÅŸarıyla kullanılır. Ama çürüğün birden çok diÅŸte görüldü­ÄŸÃ¼ ve hızla yayıldığı olgularda kullanıl­ması sakıncalıdır. Çünkü tedavi edilmiÅŸ oyukların kenarında sık sık ikincil çü­rükler geliÅŸmektedir.

ErimiÅŸ altın döküm yöntemi yay­gınlık kazanmadan önce sıkıştırılmış levha yöntemi kullanılıyordu. Oldukça zor olan bu giriÅŸimde dolgu boÅŸluÄŸuna, saf altın yapraklan dolduruluyordu. Bunlar dolgu tamamlanana deÄŸin bir­birleri üstüne sıkıca bastırılırdı. Hem hazırlanan boÅŸluÄŸun dolguyu düşmek­ten alıkoyacak biçimde olması, hem de bu altın yapraklarının yapışmaya yat­kınlığı yüksek nitelikli bir dolgu elde edilmesini saÄŸlıyordu. Artık hemen he­men hiç kullanılmayan bu yöntemin yerini daha ucuz olan altın döküm yön­temi almıştır.

Kuvars-reçine bileÅŸikleri - Hem este­tik, hem de iÅŸlevsel olarak çok iyi so­nuçlar veren bir dolgu maddesidir. Ön diÅŸlerde önem kazanan parlaklığı, arka diÅŸlerde de aşınmaya karşı yeterli diren­ci saÄŸlarlar. Sertlik kuvarstan, parlaklık reçineden kaynaklanır. Üstelik bu reçi­neler normal reçinelerden farklı olarak metil metakrilat içermez. Akrilik asit türevi olan bu madde dişözünü örselemekte ve zamanla reçinenin rengini bozmaktadır.

DiÅŸ çürümesine karşı korunma yol­larını "SaÄŸlıklı YaÅŸam" cildinde bulabi­lirsiniz.

Diş çürükleri hangi yaşta ortaya çıkar?

Diş çürümesi her yaşta, küçük çocukların sütdişlerinde de ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Sütdişlerindeki çürükler uygun bir yolla tedavi edilmelidir.


Not: "Çocuklarda Yetişkinlerde Dişlerin Çürümesi" konusu ile ilgili okuduğunuz yazı tamamen bilgi amaçlıdır. Tıbbi tedavi yerine kullanılmamalıdır. Bu nedenle sağlığınızı riske atmayın ve bir doktora danışın.

"Çocuklarda Yetişkinlerde Dişlerin Çürümesi" Konusuyla Alakalı Diğer Başlıklar

 
Sayfa Başı
Estetik Göğüs büyütme Göğüs küçültme



Etiketler

AÄŸrı kesicilere baÄŸlı baÅŸ aÄŸrısı   Gaz Zehirlenmesi   Divertikülit Nedir?   Seks Sorunları   Trofoblastik Tümörler   Ekojenik Barsak   Kaka Kaçırma (Enkoprezis) Nedir?   AkciÄŸer Hastalıklarının Belirtileri Dispne   Pediatrik Ve Alerjik Kbb   Akromegali   Hiperhidrozis   Kızamık Tedavisi   Tetanos Nedir?   Pülmoner Enfarktüs Neden İleri Gelir?   Nefes Darlığı Nedir?   Grip SoÄŸukalgınlığı Tedavisi   Yüz Felci Fizik Tedavi   Diz Protezi Hangi Hastaya Yapılmalıdır?   Kronik Hepatit C   Nefroz Nedir?   Gleet   Özefagus Varis Kanaması   Temriye   Bebekte ÅžiÅŸme Hali   Miyop Kusurunun Åžikayetı Ve Bulguları   Bebeklerde Uyku Problemi   Cerrahi Enfeksiyonlar   Hangi Anneler Bebek Emziremez?   Beyin Anjiosu   Kronik Yorgunluk Sendromu   Anestezi Öncesi Kullanılması Sakıncalı İlaçlar   Kadın Hastalıklarında Endoskopik Cerrahi   Hamilelikte Sigara ve Alkol Kullanımı   Mezansefalotomi   Aids Hastaligi Epidemiyoloji Nedir   Deri Alerjisi Sebepleri   Ani Atardamar Tıkanıklığı   Ensefalit   İskemi Kalp Krizi   Tifo Nedir?   İdrar Kesesi Rahatsızlıkları   Hasta Çocuk Bakımı Beslenme   Kistik Fibroz Nedir?   Kızılın Nedenleri   Penis Büyütme   Serebrovasküler Hastalıklar   Üveit Tanısı Nasıl Konmaktadır?   Periferik Kraniyal Sinir Yaralanmaları   Migren Tedavisi Çocuklarda Migren   LeÄŸen KemiÄŸi   Bebeklerde PiÅŸik   Kara Dirsek Dir Sek Nasırı   Epilepsi Nedir?   Bebeklerde Reflü   Yılan Sokması   BebeÄŸinizin Göz Rengi Ne Olacak?   Astım Nasıl Tedavi Edilir?   Alkol Zehirlenmesi Tedavisi   Endosperm Nedir?   Karpal Tünel Sendromu   Bel AÄŸrılarından Korunma Yolları   Damak KemiÄŸi   Kısırdöngü   Solunum Yollarının Açılması   Burun Polipleri   Metabolizmayı Özellikle Güçlendiren Yiyecekler Var Mı?   Misvak Nasıl Kullanılır?   Kuduz Nedir Ve Nasıl Bulaşır?   Tüp Bebek Maliyetleri   Veba   Astigmat Nedir?   Kalp Hastalıkları Ve Cinsellik   Hiperprolaktinami   Hemoroid Basur   Spor ve Beden Egitimi Nedir   Sinüslerin Fonksiyonları Nedir?   Bel AÄŸrıları Bel Fıtığı   Klamidya Hastalığı   Pankreas Kanseri Tedavisi   Az Görme Görmenin Azalması   Apandisit Nedir?   sag-kalp-yetmezligi.html   Parazitozlara karşı aşılanma   Erkeklerde Meme Büyümelerinin Tedavisi   Cushing Addison   Adale Krampları Tedavisi   Çocuklarda Menenjit   Böbrek Naklinde Doku Uyumu   Orgazm Bozuklukları   Sinüzitin Belirtileri Nelerdir?   Burun Tıkanıklığı Nedir?   Erkek Ve Kadın CinselliÄŸi   Adult Hipospadias Ve Epispadias   Tularemi Aşısı Var Mıdır?   Genital Uçuk   Nefes Kokusu   Pulmoner Darlık   Difteri KuÅŸ Palazı Aşısı   Trigliserid Nedir?   Prostat Kanseri Tedavisi   Kafa Travması   Enterobakterileri Karşı Aşılanma   Kısırlık Tedavisi   Egzama Tedavisi   Penis EÄŸriliÄŸi Ve Peyroni Hastalığı   Glokom Nedir?   Çiftçi BronÅŸiti   Burun Tıkanıklığı   Gaz Zehirlenmeleri   Duygusal Hallerin Saman Nezlesine Etkileri Var Mıdır?   Çocuklarda Duyma Bozuklukları   Kan DeÄŸiÅŸtirilmesi   İdrar Tutamamak   Kramp   Burun EstetiÄŸi   Fiziki Alerjinin Belirtileri Nelerdir?   Dang Hastalığının Aşısı Var Mıdır?   Gebelikde Epilepsi Sara Hastalığı   Alzheimer Beyin Hastalığı Atrofi Nedir?   Bel Fıtığı   Verem   Bebeklerde Beslenmenin Önemi   Kemoterapi   Bebeklerde Salgın İshal Nedir?   Prostat Kanseri İçin Åžifalı Bitkiler   Koroner Stent   Dirsek   Çocuklarda Kızamık Hastalığı   Apseler Ve İltihaplar   Distoni   Anevrizma Tedavisi   Zehirlenmelere Karşı Önlemler   Çevresel sinir sistemi   Keratokonus Keratonus Tedavisi   Blefaroplasti   Allerjik Nezle Nasıl GeliÅŸir?   Endokard   Serviks Kanseri   Erken BoÅŸalma Nedir?   Boyun Egzersizleri   Aids Hastaligi Nasil Bulasir Cinsel Temasla   Dezintegratif Bozukluk   Beyin kanamasına baÄŸlı baÅŸ aÄŸrıları   İş Yeri Kazaları ve Çesitleri   Histerektomi   Pülmoner Enfarktüs Nedir ?   Katarakt Nedenleri   Akut Tonsillit   Mantar Nedir?   Anne Sütü   YumuÅŸak Doku Romatizması   Hepatit C Ve Testler   Burun Ve Sinüs Tümörleri   Sınav Kaygısı   Alt Çene KemiÄŸi Yüz Kırığı   Burun Ameliyatı   Deniz Hayvanı Sokması   Torasik Outlet Sendromu   Labioplasti   Ekoloji Nedir?   Erkeklerde Meme Kanseri   Hamilelikte Yolculuk Gebelikte Seyahat   Omurga Kemik EÄŸrilmesi Skolyoz Lordoz   Somatizasyon BozukluÄŸu   Pediatrik Odioloji   Ortapedik Ayakkabı Nereden Alınır   Omurga Hastalıkları Cerrahisi   Oligodenerogliom   Vaginismus   Böbrek Nakli Kimlere Yapılır?   Göze Yabancı Cisim Kaçması   İdrar Yolu TaÅŸ Hastalığı Nedir?   Santral Retinit Göz Nezlesi   Bebek PiÅŸiÄŸi, PiÅŸik Neden Olur?   Bebek Bakımı   Cüzzamın Tedavi Yolları   DoÄŸumdan Sonra Cinsellik   Dudak EstetiÄŸi Fiyatları   Guatr Nedir Belirtileri Nelerdir   Vertigo