Alkol Bagimliligi - Alkolizm Nedir? - Sağlık Kataloğu
Türkiye'nin En Büyük ve Bir Numaralı Sağlık Adresi

Alkol Bagimliligi - Alkolizm Nedir?

Sayfa Sonu

Her türlü sağlık sorunlarınız için bilgilerinizi bırakın. Biz sizi arayalım.

Ad-Soyad
:
E-mail
:
Telefon
:
Mesaj
:

Alkol Bağımlılığı, Alkolizm Nedir

Psikiyatrinin Alkolizme Bakışı (Alkol Madde Bağımlılığı)


Günümüz psikiyatrisinde alkolizme bakış, birbirine zıt iki model­le belirgindir:
1) Hastalık modeline göre alkolizm, diğer hastalıklar gibi, hastalık yapıcı bir etkenin (alkol) bedensel sistemle etkileşimi sonucu ortaya çıkan bir durumdur ve kişinin bireysel seçiminden bağımsızdır.
2) Uyum modeline göre, kişi alkolik olmayı kişisel tercihleri ile hazırlamıştır, bir anlamda alkolik olmayı kendisi seçmiştir.

İki model birbirine zıt içerikler taşıdığı gibi ortaya çıkışları da ta­mamen farklı bilimsel geleneklerden olmuÅŸtur. Hastalık modeli, diÄŸe­rine göre daha yenidir. İlk kez 1960 yılında Jellinek tarafından ortaya konmuÅŸtur. Alkolizme yaklaşımı A.A. (1) öğretisiyle uyuÅŸtuÄŸu gibi, hastalık modelinin kabul görmesi ve yaygınlaÅŸması A.A.'nın alkoliz­min tedavisinde ortaya koyduÄŸu baÅŸarıların psikiyatriye yansımasıyla olmuÅŸtur. Bir anlamda hekimler alkolizmin tedavi edilebilir bir hasta­lık olduÄŸunu, A.A.'dan öğrenmiÅŸlerdir. 12 basamakta tanımlanan A.A. ilkelerinin ilki "alkole karşı güçsüz olduÄŸumuzu ve hayalımızın kontrolü­müzden çıktığını kabul ettik" ilkesidir. Bu ilke, psikiyatrideki anlamını, alkolizmin ailesel geçiÅŸinin olduÄŸunun farkedilmesiyle bulmuÅŸtur: Bi­reyler genetik geçiÅŸle aldıkları birtakım fiziksel özellikler nedeniyle al­kol alma davranışını kontrol edemezler. Hastalık yapıcı (hastalığı or­taya çıkarabilen) etmen olarak alkol, bazı insanlar tarafından alındığında, birsüre sonra o insanların fiziksel özellikleri nedeniyle al­kolizm hastalığının ortaya çıktığı görülür. Bu anlayış, hastalık yapıcı etmen (alkol) ve biyolojik yapı arasındaki etkileÅŸimi esas alır. Hastalı­ÄŸÄ± ortaya çıkaran, tek başına hastalık etkeni deÄŸil ama onun biyolojik sistemle girdiÄŸi etkileÅŸimdir. Genetik (ya da biyolojik) yatkınlık, hasta­lığın ortaya çıkışı sözkonusu olduÄŸunda etmenden daha ön plândadır.

(1) A.A.: Alcoholics Anonymus/Adsız Alkolikler: 1935 yılında ABD'de ku­rulmuÅŸ, gönüllü kendine yardım grubu. Üyelerinin hemen tamamı alkolikler­den oluÅŸan bu grup bugün dünyanın pekçok ülkesinde çalışmalarını yürüt­mektedir. Üyelerinin alkolizmden kurtulmasını amaçlar.
Hastalık olarak alkolizm anlayışı, modern hastalık kavramıyla da uyuÅŸmaktadır. Biz bugün biliyoruz ki enfeksiyon hastalıkları olsun, metabolik hastalıklar olsun hastalığı ortaya çıkaran; biyolojik sistemle etmenin girdiÄŸi etkileÅŸimdir. ÖrneÄŸin bir grip salgını olduÄŸunda mik­robu alan herkes hastalanmaz. Mikrobun yayıldığı grup içinde bazı insanlar hastalığa tutulur. Mikrop vücuda alındığında biyolojik sis­temle etkileÅŸime girer (savunma sistemleri, mikrobun yerleÅŸeceÄŸi böl­genin uygunluÄŸu, genel vücut direnci vs.). Sonuçta mikrop hastalık ortaya çıkarmadan etkisiz hale getirilebileceÄŸi gibi, etkisiz hale getirilemeyerek hastalığa yakalanılabilir. Ya da örneÄŸin katı yaÄŸların kalp damarlarını tıkayıcı etkisi olduÄŸunu biliriz. Oysa ileri yaÅŸlara kadar bol katı yaÄŸ yiyerek yaÅŸayan ve kalp damarlarında sorun olmayan pekçok insan vardır. Önemli olan kalp rahatsızlığına karşı biyolojik bir yatkınlığın olup olmadığıdır. Bu durumlarda hastalığa yakalanmak kiÅŸinin tercihi sonucu olmamıştır. Olsa olsa kiÅŸi kendini hastalıktan korumamış olabilir. İnsanlar kalp hastası olmak istedikleri için katı yaÄŸ yemezler. Ya da az portakal yiyorlarsa bu grip olmak istedikleri
için değildir.

İşte alkolik de, hastalık modeline göre, alkol alırken alkolik olma­yı seçmemiÅŸtir. Olsa olsa kendini böyle bir sondan korumak konu­sunda ihmalkâr davranmıştır.

Uyum modeli, hastalık modeline göre, alkolizm için çok daha es­kiden beri devam eden bir anlayıştır. Temel yaklaşımı, kiÅŸinin bazı nedenlerden dolayı alkolizmi seçtiÄŸi ÅŸeklindedir. Burada seçim bilinç­li ya da bilinçsiz olabilir (daha eski ahlaki modellere göre bilinçli, ye­ni dinamik modellere göre bilinçsiz). Bu model içinde, alkolizmin bir seçim olarak ortaya çıktığını ileri süren kuram, baÅŸtan sona, neden sonuç iliÅŸkilerine dayalı çizgisel bir düşünüş tarzı sergiler. Uyum mo­deli, hastalık modelinden, alkolizmin seçim olup olmadığı konusun­da ayrıldığı gibi bu düşünce biçimi farklılığıyla da ayrılır. Hastalık modelinde, iki etken arasındaki etkileÅŸim vurgulanırken, uyum mo­delinde, alkolizm sonucunu ortaya çıkaran nedensel vurgular önem kazanır. Sonucu nedenler belirlediÄŸine göre kiÅŸi, daha doÄŸrusu nor­mal kiÅŸi, nedenlerden hareketle bu sonucu görerek alkolik olmamak için en azından önlem alır (mesela çok içmez). Bunu yapmıyorsa sonuçta alkolik olması kaçınılmazdır. İşte uyum kuramları bazı kiÅŸile­rin niye bunu yapmayarak alkolik olduklarını açıklayan kuramlardır. Bu yaklaşımın kökü dinsel / ahlaksal düşünce sistemlerine dayanır. Sonuçları belirleyen nedenler, sonuçlar üzerinde tam bir sorumluluk ve dinsel sistemlerde, ek olarak sonuca göre ceza ya da ödül. Ceza ödül sistemiyle deÄŸil ama nedenlerin sonuçlan ortaya çıkardığı temel fikrine dayanan nedensellik ilkesiyle bu düşünce biçimi bilim içinde de yüzyıllar boyunca belirleyici olmuÅŸtur. Bugün halen varolan pek çok kuram da nedensellik ilkesini kullanır. Aynı nedenler aynı sonuç­ları doÄŸurur, insan mantığı bu iliÅŸkileri keÅŸfederek gerçekleri ortaya koyar.

Alkolizme dönersek, XIX. yy. ortalarında, alkolizmin psikiyatriyi ilgilendiren bir bozukluk olduÄŸunun dile getirilmeye baÅŸlanmasıyla birlikte alkolizm hakkında kuramlar da ortaya konmaya baÅŸlandı. İlk olarak, bazı insanların alkolik olmaları, ahlaki zayıflıklarıyla açıklan­maya çalışıldı. Yani kiÅŸi alkolizme doÄŸru ilerlerken bunu deÄŸiÅŸtiremiyordu çünkü manevi gücü buna yeterli deÄŸildi. Bu tipler kendi hazla­rını herÅŸeyin önünde tutan, diÄŸer insanların isteklerini önemsemeyi öğrenememiÅŸ (ahlakın temel ilkesi) bireylerdi. Bunun sonucu olarak da alkolik oluyorlardı. Bu kuram yalnızca nedensellik ilkesini kullanı­yor olmakla deÄŸil, içerik olarak da ahlaki dinsel sistemlerle yakın iliÅŸ­kisini korumaktadır. Ahlak olarak kötü olanların alkolik olduÄŸu fikri­ni ortaya koyar. Bugün pekçok ruh saÄŸlığı profesyoneli, bu yaklaşımı benimsemediklerini kolayca söyleyebilecekleri halde, alkolizm sorununa pratik yaklaşımlar, içerisinde kimi zaman bu kuramdan izler taşır. Alkolizmin belli kiÅŸilik yapılan üzerine geliÅŸtiÄŸi, "kötü" sosyal çevrenin alkolizme zemin hazırladığı, uygunsuz psikolojik geliÅŸmenin alkolizmin nedeni olduÄŸu savları hep bu yaklaşımdan izler taşımak­tadır aslında. Sonuç (alkolizm) kötü olduÄŸuna göre, baÅŸlangıç da kötü olmalıdır.

Bugün çoÄŸunlukla benimsenmekte olan, alkolizmi açıklayın ku­ramlar, bu tür ahlaksal yargılardan mümkün olduÄŸunca uzak duran, yansız kuramlardır. Alkolizmi ortaya çıkaran birtakım nedenler var­dır (biyolojik, psikolojik, sosyal). Bu nedenler aslında kiÅŸinin "normal" dünyayla uyum halinde yaÅŸamasını güçleÅŸtiren özelliklerdir. KiÅŸi al­kolik olarak, varolan bu özelliklerini dış dünya ile nisbeten daha uyumlu hale getirir. KiÅŸi alkolizmi seçerek, aslında altta yatan neden­leri örtecek bir belirti ortaya koymuÅŸtur. Hastalık, daha doÄŸrusu, bo­zukluk ise alkolizm deÄŸil altta yatan ÅŸeydir.

Biyolojik yaklaşımla, biyolojik özellikleri ve beyin kimyası iyi ay­dınlatılmış bazı bozuklukların (özellikle depresyon ve anksiyete) al­kolizme yolaçtığı ileri sürülür. Yapılan araÅŸtırmalarla, alkolizmin belli bir sıklıkla, depresyon ve anksiyeteyle birlikte görüldüğünü ortaya koymuÅŸtur. Alkolün anksiyeteyi yatıştırıcı ve depresyonu düzelten et­kileri bilinmektedir. Bu yaklaşımla kiÅŸinin anksiyeteye ya da depres­yona yakalanmış olduÄŸu, alkol kullanılarak asıl bozukluÄŸun yatıştırıl-maya çalışıldığı vurgulanır.

Analitik yaklaşımla ise, çocuklukta yaÅŸananlarla oluÅŸturulmuÅŸ olan cezalandırıcı süperegoyu dengeleyemeyen egonun alkol ile yar­dım arayışıdır alkolizm.

Bu kuramlarla alkolizm artık ahlaksal yargılamadan kurtulmuÅŸtur. KiÅŸinin en azından ahlaki birtakım eksiklikleri nedeniyle alkolik olmadığı kabullenilmiÅŸtir. KiÅŸiyi alkolizme iten sosyal yapılanma da artık kuramsal düzeyde ahlak yargılarından uzaklaÅŸarak daha çok iletiÅŸim ve eÄŸitim özellikleri üzerinde durmaktadır. Ama uyum mo­deli içinde incelenen kuramların alkolizmi bir bütün olarak ele alma­dığı gerçeÄŸi deÄŸiÅŸmemiÅŸtir. Herbir kuram kendi çizgisel mantığı için­de nedenleri sonuca kadar eksiksiz izleyebiliyorken, araÅŸtırmalar habire, birsürü alkoliÄŸin bu kuramların dışında kaldığını ortaya ko­yup durmaktadır. Bu aslında basitçe, birbirinden farklı nedenleri kul­lanan açıklamaların birbirleriyle bütünleÅŸtirilememeleri sorunu da deÄŸildir. Olgu (alkolizm) karmaşıktır ve birçok etmenin diyalektik etkileÅŸiminden doÄŸar (insanla ilgili tüm olgular gibi). Ama insan zihni diyalektik iliÅŸkileri çizgisel hale getirerek anlamaya çalışır. Olanı ol­duÄŸu gibi deÄŸil anlayabileceÄŸi gibi kabullenmeye çalışır. Bu çaba, bir taraftan tam da bilimi ortaya çıkaran çabadır, insan olanı anlamaya çalışır. "Olan " karmaşıktır ama insan yine ve yine anlamaya çalışır.

Alkolizm için kullanılan hastalık modeli, alkolizmin ne olduÄŸuna dair bir açıklama getirirken, nasıl oluÅŸtuÄŸuna dair kuramsal bir çerçe­ve vermez. Açıklayıcı kuramlar geliÅŸtirmek açısından, hastalık mode­li uygun bir model deÄŸildir. Alkoliklerin, önüne geçilmez bir alkol al­ma arzusuna sahip oldukları temel yargısına dayanır. Neden alkoliklerin böyle bir özelliÄŸe sahip olduklarına dair açıklamalara ise giriÅŸmez. Alkolizmi baÅŸlı başına bir olgu olarak ele alır. Günümüz psi­kiyatrisi yalnız alkolizm konusunda deÄŸil, ilgilendiÄŸi tüm bozukluk­ları tanımlama sürecinde tam da bu noktadadır.

Psikiyatri, bozukluk olarak ele aldığı tüm olguları, görünüşünü esas alarak tanımlar (fenomenolojik yaklaşım). Bu tanımlama sırasın­da, öncelikle bozukluk nedeniyle bireyde meydana gelen deÄŸiÅŸiklik­ler incelenmektedir. Psikiyatrik bozukluklara/hastalıklara herhangi bir kuramsal açıklama getirmeden yalnızca görünüşleriyle tanımla­yan, yaygın olarak kullanılan iki tanı sistemi mevcuttur. Dünya saÄŸ­lık örgütünün 1992 yılında yayımladığı ICD W Ruhsal ve Davranışsal Bozukluklar Sınıflandırması ve Amerikan Psikiyatri BirliÄŸi'nin 1994 yı­lında yayımladığı DSM IV Tanı Ölçütleri. Her iki sınıflandırma siste­mi de benzer ilkelere dayandığı gibi içerik olarak da tara ve tanı kri­terleri açısından oldukça benzer oluÅŸturulmaya çalışılmışlardır. ICD 10 giriÅŸ bölümünde, "buradaki tanımlarda ve klavuzlards. bozukluklara iliÅŸkin en son bilgileri verme ya da kuramları aktarma iddiası yoktur. Basit­Ã§e ruhsal bozuklukların sınıflandırılmasında birçok ülkeden çok sayıda da­nışmanın üzerinde anlaÅŸtığı kategorilerin sınırlarının çizilmesine temel olacak belirti kümeleri ve açıklamalar bulunmaktadır" derken sınıflama sistemlerinin genel yaklaşımını çok güzel özetlemektedir. DSM IV ve ICD 10'da alkolizmi karşılayan bölüm "alkol bağımlılığı' adıyla anılır. Alkolizm tanımından, yargılayın bir ifade olduÄŸu gerekçesiyle kaçınılmıştır. ICD 10 bağımlılık sendromunu şöyle tanımlar:
"Madde [alkol] kullanımı sırasında ortaya çıkan ve kiÅŸinin önceden de­ÄŸer verdiÄŸi davranışlarına öncelik kazanan birçok fizyolojik, davranışsal ve biliÅŸsel deÄŸiÅŸikliklerle belli bir durumdur. Bağımlılık sendromunun ana ta­nımlayıcı karakteri (tıbben önerilmiÅŸ olsun olmasın) psikoaktif madde, alkol, tütün almak için arzu (sıklıkla güçlü, bazen önüne geçilmez) duymadır. Bir yoksunluk döneminden sonra maddeye tekrar dönüldüğünde bağımlı olma­yan bireylere göre bağımlılık sendromu belirtilerinin daha çabuk çıktığı söylenir.''

DSM IV madde [alkol] kullanımı ile iliÅŸkili bozuklukları ikiye ayı­rır: Kullanım bozuklukları ve kullanımın yolaçtığı bozukluklar (2).

DSM IV genel bir tanım yapmadan yedi tane tanı kriteri sıralar. Bu kriterlerden üç ya da daha fazlasının son 12 aylık dönem içinde var olmasıyla birlikte klinik olarak belirgin bir bozulmaya ya da sı­kıntıya yolaçan uygunsuz bir madde [alkol] kullanım örüntüsünü bağımlılık olarak tanımlar.

"1. Aşağıdakilerden biri ile tanımlandığı üzere tolerans gelişmiş olması.
a) Entoksikasyon ya da istenen etkiyi saÄŸlamak için belirgin olarak art­mış miktarlarda madde kullanma gereksinmesi.
b) Sürekli olarak aynı miktarda madde kullanılması ile belirgin olarak azalmış etki sağlanması.
2. AÅŸağıdakilerden biri ile tanımlandığı üzere yoksunluk geliÅŸmiÅŸ ol­ması.
a) Sözkonusu maddeye özgü yoksunluk sendromu (3).
b) Yoksunluk semptomlarından kurtulmak için aynı madde [alkol] ya da benzerleri alınır.
3. Madde çoğu kez tasarlandığından daha yüksek miktarlarda yada daha uzun bir dönem süresince alınır.
4. Madde kullanımını bırakmak ya da denetim altına almak için sürekli bir istek ya da boşa çıkan çabalar vardır. .
5. Maddeyi saÄŸlamak (örneÄŸin uzun süreli araba kullanma), maddeyi kullanma (örneÄŸin arka arkaya içki içmek) ya da maddenin etkilerinden kur­tulmak için çok fazla zaman harcama.
6. Madde kullanımı yüzünden önemli toplumsal, mesleki etkinlikler ya da boş zamanlan değerlendirme etkinlikleri bırakılır ya da azaltılır.
7. Maddenin neden olmuş ya da alevlendirmiş olabileceği, sürekli olarak varolan ya da yineleyici bir biçimde ortaya çıkan fizik ya da psikolojik bir
(2) Kullanımın yol açtığı bozukluklar için alkol kullanımına bağlı ruhsal ve bedensel bozukluklar bölümüne bakınız.
(3) Yoksunluk sendromu için alkol kullanımına bağlı ruhsal ve bedensel bozukluklar bölümüne bakınız.

sorunun olduÄŸunu bilmesine karşın madde kullanımı sürdürülür (örneÄŸin alkol kullanımı ile kötüleÅŸtiÄŸini bildiÄŸi ülseri olmasına karşın içmeyi sür­dürme). "
ICD 10'un kriterleri, DSM IV ile benzerdir yalnız ICD 10'da "mad­deyi almak için çok güçlü bir istek ya da zorlaniı" ifadesi aynı bir madde olarak belirtilmiÅŸtir. İstek ya da zorlamanın objektif olarak tespitinin güçlüğünü gözönüne alarak olsa gerek DSM IV bu ifadeye yer ver­memiÅŸtir.
Hem ICD 10 hem DSM IV zararlı kullanım/kötüye kullanım ola­rak adlandırılan ikinci bir kullanım bozukluÄŸunu daha tanımlamış­lardır. Bu alkolizmi karşılamayan, yoÄŸun alkol kullanımı ile belirgin bir durumdur. ICD 10'da "maddeyi kullanan kiÅŸinin ruhsal ve bedensel saÄŸlığı bu yüzden zarar gördüyse bu tanı konmalıdır. Zararlı kullanım çe­ÅŸitli sosyal sorunlara yolaçar ve baÅŸkaları tarafından eleÅŸtirilir" der.
DSM IV ise aÅŸağıdaki dört kriterden birinin varlığını yeterli gö­rürken bağımlılık ölçütlerinin karşılanmıyor olmasını ÅŸart koÅŸar.

"1. iÅŸte, okulda ya da evde alması gereken baÅŸlıca sorumlulukları alma­ma ile sonuçlanan yineleyici biçimde madde [alkol] kullanımı (örneÄŸin alkol kullanımı nedeniyle okula gidememe, okulu asma).
2. Fiziksel olarak tehlikeli durumlarda yineleyici bir biçimde madde [al­kol] kullanımı (örneÄŸin alkollüyken araba kullanma).
3. Madde [alkol] ile iliÅŸkili yineleyici biçimde ortaya çıkan yasal sorun­lar (örneÄŸin alkol alımı sonucunda davranış bozukluklarına baÄŸlı tutuklan­malar).

4. Maddenin etkilerinin neden olduÄŸu ya da alevlendirdiÄŸi sürekli ya da yineleyici toplumsal ya da kiÅŸiler arası sorunlara karşın sürekli madde kul­lanımı (örneÄŸin sarhoÅŸluÄŸun sonuçları hakkında eÅŸle olan tartışmalar, fi­ziksel kavgalar)."

Zararlı kullanım ya da kötüye kullanım biçiminde tanımlanan du­rum daha çok kiÅŸinin alkol kullanıyor olmaktan dolayı saÄŸlık sorun­larıyla karşı karşıya kaldığı ve sosyal sürtüşmeler yaÅŸadığı dönemi tarif eder. Bağımlılık sözkonusu olduÄŸunda bu sorunlar yine yaÅŸan­maktadır ancak bu sefer çok daha ÅŸiddetlidir. KiÅŸinin tüm yaÅŸamı al­kol kullanıyor olmaktan doÄŸan sorunlar etrafında ÅŸekillenmiÅŸtir. Bağımlılığı belirleyen, kullanılan alkolün miktarı deÄŸil, kiÅŸinin alkol kullanıyor olmaktan dolayı ne durumda olduÄŸudur. Hem alkolün kimyasal etkisi hem de alkolle ilgili zamanın çok artması nedeniyle diÄŸer alanlarda ihmaller ortaya çıkmaya baÅŸlar. SaÄŸlık ihmal edilmek­tedir. Alkolün kendisi pekçok saÄŸlık sorununa yolaçtığı gibi, varolan saÄŸlık sorunlarını halletmek için de zaman yoktur.

Temel hijyen gerekliliklerinin (diÅŸ fırçalamak gibi) dahi yerine ge­tirilmediÄŸi sıklıkla görülür. Alkol kullanıldığı süre içinde belki de aÄŸrı kesici etkisiyle kiÅŸinin saÄŸlığıyla ilgili bazı belirtileri hissetmesini de engelliyor olabilir ama tüm bunların altında, zaman olmamasın­dan ya da fark edilmemesinden daha çok saÄŸlığın ihmali asıl neden gibi görünmektedir. Hissedilenler önemsenmemekte, saÄŸlık için harcanacak vakit ve çaba gereksiz olarak algılanmaktadır.
Yakın çevreyle iliÅŸkiler yine aynı biçimde ihmal edilmektedir. Ba­ÄŸÄ±mlı, yerine getirmek zorunda olduÄŸu birtakım sosyal ödevleri aksa­tır. ÖrneÄŸin, katılmak zorunda olduÄŸu toplantılara alkollü olduÄŸu için katılmaktan çekinir, kendisinden beklenilen ziyaretleri aksatır, yakın çevresiyle iliÅŸkilerini en alt düzeye indirir. Bundan baÅŸka kendi ailesine karşı yerine getirmek zorunda olduÄŸu sorumluluklarda da aksama ortaya çıkmıştır. Evdeki diÄŸer insanlar, onun yapmak zorun­da olduÄŸu iÅŸleri üstlenmiÅŸlerdir.

İş yerinde ya da okulda da durum aynıdır. Alkol kullanımı iÅŸ ye­rinde de kiÅŸinin üzerine düşenleri aksatmasna yol açıyordur. Zaman zaman iÅŸe gidememek ÅŸeklinde olabileceÄŸi gibi, iÅŸyerinde iÅŸ yapama­yacak durumda olmakla da gerçekleÅŸir. İş yerinde ya da okulda çev­resi, amirleri tarafından idare edilir konuma gelmiÅŸtir.

Her ne kadar, bağımlının genelde görülen ihmali, çevrenin bek­lentilerine göre belirleniyor gibi görünse de esas olarak deÄŸiÅŸen kiÅŸi­nin kendi yaÅŸamıdır. DeÄŸiÅŸimden asıl etkilenen de bağımlının kendi­sidir. Vurgulanan genel ihmal hali, kiÅŸinin bilinçli olarak tercih ettiÄŸi bir yaÅŸam tarzı deÄŸil bağımlılığın sonucu olarak ortaya çıkan ve tüm alkol bağımlılarında aÅŸağı yukarı benzer olan bağımlılığa özgü bir tarzdır. Bağımlılığın nesnel olarak tanımlanması bağımlılığa özgü olan bu yaÅŸam tarzının ortaya konmasıyla olur. Bağımlılığı belirleyen, ne miktarda ya da ne kadar süre alkol kullanıldığı deÄŸildir, alkol kul­lanımından kiÅŸinin nasıl etkilendiÄŸidir. Bağımlılığın fiziksel belirtileri olarak adlandırılabilecek, tolerans geliÅŸmesi ve yoksunluk bulguları da bağımlılığın olmazsa olmaz koÅŸulu deÄŸildir, diÄŸer yaÅŸamsal deÄŸi­ÅŸiklikler gibi yalnızca birer kriterdir. Bağımlılık, biraz genelleyici bir ifadeyle, "yaÅŸamın, bağımlı olunan maddenin etrafında yeniden ÅŸekillen­mesi" olarak tarif edilebilir.

Tanımlayıcı yaklaşım, ICD 10'un giriş bölümünde olduğu gibi, psikiyatrik bozukluklar, dolayısıyla da alkolizm konusunda kesin hatlı sınırlar çizmiştir. Bu, psikiyatriyle uğraşanlar arasında ortak bir dilin varlığı için gereklidir. Böylece alkolizmden, daha doğrusu alkol bağımlılığından söz edildiğinde neyin anlaşılması gerektiği ortaya konmuş olur. Anlaşılan, alkol bağımlılığının ne olduğu değil kimlere alkol bağımlısı denebileceğidir. Alkolizmin ne olduğu yine kuramsal yaklaşımlarla açıklanmak zorundadır.

Hastalık modeli de nedenleri baÅŸlangıca kadar izleyen kuramsal yaklaşım ortaya koymamakla birlikte alkolizmin oluÅŸumunu birbiriy­le etkileÅŸime giren faktörlerin bir sonucu olarak açıklar. Alkolizme, nedenlerin bir sonucu olarak deÄŸil, etkileÅŸimden doÄŸan dinamik bir olgu olarak bakar. Tanımlayıcı yaklaşımdan da farklı olarak alkoliz­min ne olduÄŸunu da inceler. BenzerliÄŸi ise alkolizmi kendi başına bir olgu olarak kabul etmesidir. Tanımlayıcı yaklaşım içerisinde, olguyu görünüşle tanımlamak sırasında dinamik modelin de feda edildiÄŸini görüyoruz. Bir görünüşün tanımlanması onun hastalık olarak sunulması için yeterli olmayacaktır. Olguların açıklanması da gereklidir. Nedensel açıklamalara dayanan kuramlar ise alkolizm olgusuna bü­tüncül bir yaklaşım ortaya koyamamaktadır. Hâlâ aynı bilim dalı içinde kuramsal yaklaşımların farklılıkları yüzünden derin görüş ay­rılıkları hatta farklı terminolojiler varlığını korumaktadır. Alkolizm ve diÄŸer pek çok psikiyatrik olgu üzerinde, ortaya çıkaran nedenler, hastalığın seyri, tedavi yaklaşımları hatta hastalık olup olmadığı ko­nusunda çok farklı görüşler varlığını korumayı sürdürürken her fark­lı görüş kendi yöntemini bilimsel araÅŸtırmalarla sınayarak geçerli kanıtlarını bilim dünyasına sunmaktadır.

Kuramlar ve modellerden önce, gözlem ve deneylerle elde edilen sınanabilir bulgular ulaşılabilen en kesin hareket noktalandır. Ku­rumların bilgiyi kullanış biçimleri ise, bu bilginin, kurulan neden so­nuç iliÅŸkisi içinde bir yere oturup oturmamasıyla sınırlıdır. OluÅŸturul­muÅŸ biçimleri nedeniyle, neden sonuç çizgisi dışındaki bir bilginin adapte edilebilmesi için gerekli esneklikten yoksundurlar. ÖrneÄŸin, alkolizm için psikososyal etkileÅŸimin özelliklerini ortaya koyan de­neysel bir sonucu, biyolojik model içine entegre etmek nerdeyse ola­naksızdır.

Oysa neden sonuç iliÅŸkileri yerine dinamik oluÅŸumları öngören yaklaşım bilim dünyasında kullanılmaya baÅŸlandığı XX. yy. baÅŸların­da psikiyatri içinde de yerini bularak o dönem için köklü anlayış deÄŸiÅŸikliklerine yolaçmıştır. Analitik çalışmalarla oluÅŸturulan ruhsal sis­tem (id, ego, süperego) iÅŸleyiÅŸini kendini oluÅŸturan parçaların dinamik etkileÅŸimi ile gerçekleÅŸtirir. Ruhsal bozukluklar bu üç ruhsal gücün etkileÅŸimi sonucunda ortaya çıkar. Hiçbir ruhsal bozukluk yal­nızca idin ya da süperegonun sorumluluÄŸunda deÄŸildir. Yine aynı yaklaşımla bilinç, bilinç-öncesi ve bilinçdışı duraÄŸan olmayıp karşılık­lı etkileÅŸimlerini sürdürürler.

Zaman içinde bu yaklaşım psikiyatrinin elde ettiÄŸi yenilikleri ör­neÄŸin biyolojik bulguları yorumlamak için kullanılmadı. Yalnızca analitik psikolojiden kökünü alan kuramlara sanki bir patent hakkıymış gibi devredildi. Dinamik psikiyatri bu adla biyolojik ve davranış­Ã§Ä± psikiyatriden ayrı kaldı. Sanki öğrenilmiÅŸ davranışlar ve biyolojik özellikler insan bütününde dinamik etkileÅŸime girmiyormuÅŸ gibi.

Alkolizm, oluÅŸumu sırasında, insanın ruhsal yapısı içinde tanım­lanmış ne kadar etken varsa, hepsinin katılımı sonucunda ortaya çıkar (diÄŸer ruhsal bozukluklar gibi). Bu katılım basitçe sırayla olaya dahil olma ÅŸeklinde bir katılım deÄŸildir. Bizim aklımız alsa da almasa da insan ruhunu oluÅŸturan ne kadar deÄŸiÅŸken varsa hepsinin birden karşılıklı etkileÅŸerek ve bu etkileÅŸim sırasında birbirlerini de deÄŸiÅŸtire­rek ortaya koyduÄŸu sistemin önceden kestirilmesi mümkün olmayan sonucudur alkolizm. ÖrneÄŸin, alkol almam psikolojik durumumu de­ÄŸiÅŸtirir, deÄŸiÅŸen psikolojik durumum, aldığım alkol hakkındaki fikir­lerimi ve bir sonraki alkol alışımı etkiler. Bu sırada alkol aldığım için beynimin kimyasal çalışma düzeninde de deÄŸiÅŸiklik olmuÅŸtur, bu da psikolojik durumumu deÄŸiÅŸtirir. DeÄŸiÅŸen psikolojik ve nörokimyasal durumumla çevreyi farklı algılarım bu arada tüm bunlardan belleÄŸim de etkilenmiÅŸtir ve Bu hiçbir sonuca ulaÅŸamadan sayfalar boyunca sürdürmek müm­kündür. Beni etkileyen bir deÄŸiÅŸken herÅŸeyimi etkiler, benimle ilgili sonuç herÅŸeyimle ilgilidir.

Hastalık modelinde tüm bu incelenemeyeceÄŸi varsayılan deÄŸiÅŸ­kenler kiÅŸisel genetik yatkınlığı anlatır. Aslında yatkınlığı belirleyen yalnızca genetik geçiÅŸ deÄŸil, genetik zemin üzerine yaÅŸananlardır da. Psikodinamik psikiyatri, kuramında bunu vurgular. Hastalık modeli karşılıklı etkileÅŸim üzerinde durduÄŸundan, farklı bulguları sisteme katmak mümkündür. Hastalık modeli öncelikle genetik yatkınlığı vurgulamıştır ancak psikolojik geliÅŸimin de yatkınlığı belirleyen et­kenlerden biri olduÄŸu psikodinamik psikiyatri tarafından modele ek­lenmiÅŸtir.

Tüm bu karmaÅŸa içinde alkolizm, birbirinden farklı pekçok (hatta ne kadar alkolik varsa o kadar) dinamik sürecin ortak sonuçlar küme­sidir. Alkolizmin nasıl bir ÅŸey olduÄŸu aÅŸağı yukarı bellidir. Onu orta­ya çıkaran ya da çıkarmayan süreç ise her birey için kendince farklı yollar izler. Alkolizmin nedenlerini ortaya koymak yerine, her alkolik için onun alkolik oluÅŸunu belirleyen süreci incelemek bugün için ba­na elimizdeki tek gerçekçi yaklaşım gibi görünüyor.


Not: "Alkol Bagimliligi - Alkolizm Nedir?" konusu ile ilgili okuduğunuz yazı tamamen bilgi amaçlıdır. Tıbbi tedavi yerine kullanılmamalıdır. Bu nedenle sağlığınızı riske atmayın ve bir doktora danışın.

"Alkol Bagimliligi - Alkolizm Nedir?" Konusuyla Alakalı Diğer Başlıklar

 
Sayfa Başı
Estetik Göğüs büyütme Göğüs küçültme



Etiketler

Bebekte Hidrops Hali   Tiroid Fonksiyon Testleri   Antraks Nasıl GeliÅŸir?   Çocuklarda Kulak İltihabı   Mongolizm Neden İleri Gelir?   Gut Artriti Tedavi Edilebilir Mi?   Ektretemporal Lob Rezeksiyonları   Metabolizmayı Özellikle Güçlendiren Yiyecekler Var Mı?   Tırnak Batması   Yılancık Hastalığı   Ekstrapiramidal Sendromlar Nedir?   Paratiroid Bezi Bozuklukları   Kalp DeliÄŸi   Böbrek YetmezliÄŸi   Ayak BaÅŸparmağında Çıkıntı   Bebeklerde Uyku Problemi   DiÅŸ Çekimi Sonrası Kanamalar   TeÅŸhircilik (Eksibisyonizm)   Kolera Hastalığı   Kakalak Nedir Astım Nedeni   Akut AkciÄŸer Ödemi ve Tedavisi   Oksijen Toksisitesi, Toksisite Nedir?   Omuz Artroskopisi   Ense Pilisi Kalınlığının Artması   Kansızlık Anemi Nedenleri   Hemoroid Nedir?   Hangi Yiyecekler Kolestrolü Düşürür?   Osteoartrit Önlenebilinir Mi?   Bakır Zehirlenmesi   Amfizem Hangi Durumlarda Görülür?   Kemik Kırıkları   Sellulit Selulit Selülit Tedavisi   Topuk Dikeni   Çocuklarda Sünnet ve Ruh SaÄŸlığı   Alkol ve Kan Hastalıkları   Kemik Kökenli Sarkomlar   İskemi Kalp Krizi   Mide Ve Sindirim Sistemi Bozuklukları   Yılancık Deri İltihabı Cilt Bakımı   Pankreas Nakli   Akne Tedavileri   Anafilaksi ve Anafilaktik   Prostat Ameliyatı   BronÅŸektazi Ameliyatı ve Tedavisi   Katarakt Belirtileri   Göz Kapağı Sarkması   Prozac Likit ilacı   Pnömokok Aşısı Nedir?   Hepatit G   Penis Kırılması Fraktürü   Çocuklarda AteÅŸ   Kas Hastalıkları Nelerdir?   Omuz Çıkığı   Bruselloz Nasıl Önlenebilir?   BCG Aşısı Nedir?   Böcek Alerjisi   Çocuk Ortopedisi   Fenilketonüri Nedir?   İdrar Yolları Hastalıkları   Akut BronÅŸit Åžikayetleri   BoÄŸmaca Öksürük Seyri Evreleri   Eksojen Depresyon Nedir?   Kondom Prezervatif Gebelikten Korunma   Meme Kanseri Tedavisi Ve Tedavinin Yan Etkileri   Alerjik Durumlarda Erken TeÅŸhis Önemli Midir?   Osteoporoz Kemik Erimesi   Aids Nedir Aids Hastaligi Hakkinda Bilgi   Köprücük Kemik, Köprücük KemiÄŸi Nerededir?   Analitik Psikodinamik Yaklaşımlar   Cinsel Gücün Düşmanları   Lenfödem   Kornea   Salgın Çocuk Felci   Migrenin Belirtileri   Bebeklerde Uyku Düzeni   Gut Artriti Nedir?   Retrolental Fibroplazi Nedir?   Miyom   Gıda Zehirlenmeleri   Günlük BaÅŸ AÄŸrısı   Ultrasonografi   Mide Küçültme   Mevsimsel Alerjik Rinit   Sempatektomi   Kemik Metastaz   Çocuklarda Kızamıkçık   Cocuklarda Bebeklerde Lavman   Yakıcı Madde Zehirlenmesi   Ailevi Akdeniz AteÅŸi Hastalığı   Ruhsal GeliÅŸim   Angina Pektoris   Kulak Çınlamasında Akupunktur   Günde 8 Bardak Su İçmek Neden Önemli?   Kene Isırması   Eklem Nedir?   Ülseratif Kolit Hastalığı   Yüksek Tansiyon Tedavisi   Gırtlak Stridoru İlk Nasıl Görülür?   Bel SoÄŸukluÄŸu Hangi Rahatsızlıklara Yol Açar?   Fiziki Alerji Nedir?   Ev Tozu Nereden Gelir?   Viagranın Bilinen Yan Etkileri   Tüp Bebek Tedavisi Ivf   Lucey Driscoll Sendromu   Çocuklarda Beslenme   Boyun AÄŸrılarının Tedavisi   HIV'e Karşı Dezenfeksiyon Yolları   Böbrek Nakli Kimlere Yapılır?   Botoksla Migren Tedavisi Botoksla BaÅŸaÄŸrısı Tedavisi   Elektroansefalografi Nedir?   Sünnet Derisi Darlığı   Hypostatic Zatürree Önlenebilir Mi?   Karboksiterapi   Ddh Belirtileri   Stres Kırıkları   BebeÄŸi Sütten Kesme   Astım, Alerjik Astım   Kalp Hastalıkları Ve Cinsellik   Dang Hastalığının Aşısı Var Mıdır?   Bel SoÄŸukluÄŸundan Korunma Yolları   Silikoz TeÅŸhisi Nasıl Yapılır?   El Parmaklarının Damar Hastalıkları   Mide Ülseri   Bebekler Neden AÄŸlar, Bebeklerde AÄŸlama   YaÅŸlılarda Katarakt   Hava Åžartlarının Saman Nezlesine Etkisi Nedir?   Deri Alerjisi ve Egzama Hastalığı   Vertigo Cerrahisi   Dengesiz Beslenmenin   Hamilelikte, Gebelikte Göğüs Bakımı   Hamilelikte Kramp Ayak Sismesi Eklem Agrilari   Kronik Bel AÄŸrısı   Reflü Belirtileri   Nefes Darlığı Nedir?   Sırt Tutulması Sırt AÄŸrısı   ÅžiÅŸmanlık   Hemoroid Tedavisi   Prostat Büyümesi Tedavisi   Encephalitis Lethargica   Kolesterol Ve Beslenme   Periferik Sinir Hastalıkları Cerrahisi   Fraxel Lazer İle Yarasız Yüz GençleÅŸtirme   İktidarsızlık   BaÅŸ Dönmesi Bayilma Fenalik   Beyin Kanaması Tedavisi   Yirmi YaÅŸ DiÅŸi   Jinekomasti Rinoplasti   DoÄŸum Sonrası Cinsel Sorunlar   Artroplasti   Tetanos Tedavisi Nasıl Yapılır?   Bıngıldak Nedir, Bıngıldak GeliÅŸimi   Göğüs AÄŸrısı Nedenleri   RaÅŸitizm   Deniz Hayvanı Sokması   Karın EstetiÄŸi YaÄŸ Alma YaÄŸ Emme Liposuction Liposakşın   El Terlemesi   Ankilozan Spondilitin Nedenleri   GüneÅŸ Lekesi Tedavisi   Onikiparmak Bağırsağı Ülseri   Spina Bifida   Transtrakeal İğne Ventilasyonu   Küçük Meme   Osteoartrit Nedenleri   Mide AÄŸrısı   Endikasyonlar ve kontrendikasyonlar   Mamografi   Alkolün Gebelik ve Fetus Üzerindeki Etkileri   Mongolizm Nedir?   Asd Tanı Nasıl Konulabilir?   Kanser Tedavileri   İyot Zehirlenmesi   Somatoform Bozukluklar Histeri   Yapay Solunum Suni Solunum   Spastisite   Safra Kesesi Çamuru   Diafragma Hastalıkları   BronÅŸial Astma Hastalığı Hakkında Bilgiler   Tükrük Bezi İltihapları   Safra Kesesi Polip   Blefaroplasti