Türkiye'nin En Büyük ve Bir Numaralı Sağlık Adresi
Hazır Doktor Sitesi

Aids Belirtileri

Sayfa Sonu

Sorularınızın cevabı için iletişim bilgilerinizi bırakın.

Ad-Soyad
:
E-mail
:
Telefon
:
Mesaj
:
Aids Belirtileri HIV enfeksiyonunun nasıl ilerlediğini belirtmeden önce bazı noktalara değin­mekte yarar vardır.
HîV enfeksiyonu bulaşmış kişi bu (virüsü yaşamı boyunca taşır ve bulaştırıcıdır. Virüs sürekli olarak ürer. Virüs üremesinin etkileri ise çok sonra belir­ginleşmeye başlar. Hastada belirti ve klinik bulgular ortaya çıktığında, HIV enfeksiyonunun belirti veren evresine girilmiş olur.
Birincil enfeksiyon belirtileri olgu­ların çok küçük bir bölümünde bulaş­madan hemen sonra ortaya çıkar. Virü­sün vücuda girmesinden sonraki 3-6 ay içinde akut enfeksiyon bulgu ve belirti­lerinden bağımsız olarak HlV’e karşı antikorlar oluşur. Virüsü alan kişide uzunca bir süre hiçbir belirti görülme­yebilir (belirtisiz enfeksiyon). Bazen ilk belirti yaygın lenf bezi büyümesidir (lenfadenopati). Buna İngilizce terimle­rin kısaltılmasıyla oluşturulmuş LAS (lenf bezi büyümesi sendromu) ya da PGL (inatçı ve yaygın lenf bezi büyü­mesi) gibi adlar verilir.

HIV enfeksiyonunun daha da ilerle­mesiyle hastalığın tipik belirtileri ortaya çıkar. Önce ağız boşluğunda kandida tü­rü mantar enfeksiyonları, dilde beyaz plaklar halinde çok küçük kabarcıklar, kilo kaybı, düşmeyen ateş, saç dökülme­si, düşünsel işlevlerin zayıflaması, zona ve akciğer veremi görülebilir. Bu belirti ve hastalıkların tümüne birden “AİDS bağlantılı kompleks” (ARC-AIDS Rela-ted Complex) adı verilir.Daha ileri evrede fırsatçı enfeksi­yonlar, tümörler ve ağır sinir sistemi bozukluklanyla ortaya çıkan hastalıklar görülür. Buna “AİDS bunama komplek­si” (ADC-AIDS dementia complex) de­nir. Sonuçta hasta tükenme sendromu (Wasting Syndrome) adıyla bilinen dö­neme girer. Bu dönemde kilo kaybı en ileri aşamadadır.HIV enfeksiyonunun gidişi bazı la-boratuvar testleriyle izlenebilir. Bunla­rın başlıcaları şunlardır: Mutlak CD4+ lenfosit sayısı, CD4+ lenfosit yüzdesi, kanda virüs ve antijenlerinin varlığı, kanda p24-karşıtı antikorların varlığvve kanda beta-2-mikroglobülin düzeyi. Kanda CD4+ lenfositlerinin azalması, AiDS’in ilerlediğinin en duyarlı göster­gesidir.• Birincil enfeksiyon – Birincil HIV enfeksiyonu çoğu kez belirtisizdir. Ama bulaşmadan sonraki 1-12 hafta içinde özgün olmayan bazı belirtiler gö­rülebilir. Ateş, terleme, fenalık duygu­su, yaygın kas ve kemik ağrıları, iştah­sızlık, bulantı, ishal, boğaz ağrısı ve lenf bezi şişmeleri bu dönemin başlıca belirtileridir. Bazı hastalarda baş ağrısı , ışıktan rahatsız olma, zihin karışıklığı ve beyin zan zedelenmesi belirtileri de görülebilir. Olguların yüzde 30-50’sinde deride mononükleoz ya da ür-tikeri andıran kırmızı lekeler vardır. Bu belirtiler 2-3 hafta içinde kendiliğinden geriler. Çok seyrek olarak birincil en­feksiyon ensefalit (beyin iltihabı) ya da menenjitle (beyin zan iltihabı) ortaya çıkabilir. Muayenede boyun, artkafa ve kol-tukaltı lenf bezlerinde büyüme, deri dö­küntüleri ve seyrek olarak karaciğer ve dalakta büyüme saptanır. Kan tahlili lenfosit sayısının düşük (lenfopeni), eritrosit çökme (sedimantasyon) hızının yüksek, transaminaz ve alkali fosfataz enzimlerinin artmış olduğunu gösterir. Ayrıca CD8+ lenfosit sayısı görece yüksek, CD4+/CD8+ oranı tersine dön­müştür.Virüsün vücuda girmesinden genellikle 2 hafta sonra kanda p24 antijeni belirir. Aynı dönemde birincil enfeksi­yon belirtileri de görülmeye başlar. HlV’e karşı antikorlar ise bu aşamadan 1-3 ay sonra ortaya çıkar.Belirtilerin yalnızca AİDS hastalı­ğına özgü olmaması nedeniyle akut en­feksiyon evresi genellikle gözden ka­çar. İleride virüsü taşıdığı kesinleşen hasta bu dönemdeki belirtileri güçlük­le anımsar. Hastalığa aymcı tam ko­nurken mononükleoz, kızamıkçık, grip, sitomegalovirüs enfeksiyonları, hepatit, toksoplazmoz, ikinci evre frengi gibi hastalıklar göz önünde tu­tulmalıdır. Ayrıca lenfom ve lösemi gibi kötü huylu tümör hastalıkları da ayırıcı tanı açısından önem taşır. Doğ­ru tanının konabilmesi için hastadan çok ayrıntılı bilgi alınması ve olası bu­laşma etkenlerinin ortaya çıkarılması zorunludur.Kanda HTV’e karşı antikorların ge­lişmesi ve dolayısıyla kan testinin olumlu sonuç vermesi akut enfeksiyon belirtilerinin ortaya çıkmasından sonra­ya rastlar. Bu nedenle antikorların araş­tırılması, belirtiler kaybolduktan 4-6 hafta sonra yapılmalıdır.Birincil enfeksiyon belirtilerinin hastalığın gidişini belirlemek açısından çok önemli olmadığı söylenebilir. • Belirtisiz virüs taşıyıcılığı – Olgula­rın büyük bölümünde insanlar virüsü aldıkları ve bulaştıncı oldukları halde uzun süre hiçbir yakınmada bulunmaz­lar. Bu duruma belirtisiz taşıyıcılık (seropozitiflik) denir. Kişi normal ça­lışma ve toplumsal yaşamını sürdürür. Ama belirtisiz de olsa bu dönemde ya­pılacak laboratuvar araştırmaları hasta­da virüsün varlığını kanıtlayabilir. Bu aşamada hücresel bağışıklık sistemin­deki zayıflamayı gösteren CD4+ lenfo­sit değerinin düşmesi çok önemlidir.• Yaygın lenf bezi büyümesi (LAS) -HIV enfeksiyonunda sık görülen bir belirtidir. Nedeni başka hastalıklarla açıklanamayan, en az üç ay süren, ka­sıklar dışında vücudun iki ya da daha çok bölgesinde görülen yaygın lenf be­zi büyümesi AİDS’İ düşündürür. Büyü­me en sık koltukaltı ve boyun arkası lenf bezlerinde görülür. Yaygın lenf bezi büyümesinin hastalığın gidişinde kötüleşme belirtisi olmadığı artık anla­şılmıştır. Belirti vermeyen taşıyıcılarla LAS’lı taşıyıcılar arasında AiDS’e doğ­ru gidişte önemli bir fark gözlenmemiş­tir.Bununla birlikte yaygın lenf bezi büyümesi, HIV enfeksiyonunun çoğu kez ilk klinik belirtisi ve hastanın heki­me başvurmasının en önemli nedenidir. Bu durumda HIV enfeksiyonuna yol açabilecek etkenler dikkatle incelenme­li ve her koşulda kanda HlV’e karşı an­tikor araştırması yapılmalıdır. Hasta bulaşma tehlikesi yaratan etkenlerle karşılaşmamışsa bile lenf bezi şişmesi­ne yol açan öbür hastalıklarla birlikte, HIV enfeksiyonu da ayırıcı tanıda göz önünde bulundurulur. Kanında virüsü taşıdığı saptanan hastada lenf bezinden örnek almak (lenf bezi biyopsisi) ge­nellikle gerekmez. Ama büyüme kötü huylu tümör gelişimini düşündürecek kadar ileri düzeydeyse biyopsi yapıl­malıdır.

• Belirtili dönem
Bu dönemde AİDS öncesi dönemde rastlanan AİDS bağ­lantılı kompleks (ARC) ve AiDS’e işa­ret eden belirtiler görülür.HIV enfeksiyonu ilerledikçe en sık görülen belirti ağız boşluğunda genel­likle kandida türü mantar hastalığıdır. Hastalığın başlıca dört tipi vardır: Ya­lancı zarlı, hücre sayısının artmasına bağlı olarak şişmeli, kızartılı ve dudak köşelerinde yara oluşumlu.Bunların içinde en sık görüleni ya­lancı zarlı kandida enfeksiyonudur. Kı­zarık ya da normal renkli ağız mukoza­sı üzerinde sarımsı ya da krem-beyaz renkli tabakalar biçiminde lezyonlar be­lirir. Bu tabakalar kaldırıldığında altta kırmızı, bazen kanayan mukoza görü­lür. Enfeksiyon daha çok yumuşak da­mak, bademcikler, dil sırtı ve dudak mukozasında görülmekle birlikte ağız boşluğunun her yerine yayılabilir.Enfeksiyonun şişmelere yol açan (hiperplastik) tipinde beyaz tabakalar mukozadan sıyrılamaz. Lezyonlar ge­nellikle dilin yan bölümlerinde, damak­ta ve ağız mukozasındadır.Hastalığın kızartılı (eritemli ya da atrofık) tipinde yaygın kızarıklıklar, da­ha ender olarak da damak ve dil sırtın­da lekeler ile ortaya çıkar. Bu lezyonla-nn rengi parlak kırmızıdan açık pembeye kadar değiştiğinden açık renkli ol­ması durumunda tanısı güçtür.
Yaşlılarda kansızlık, dişlerin düz­gün kapanmaması, vitamin eksikliği gi­bi nedenlere bağlı olarak dudak kenar­larında yaralara rastlanabilir. Ama bu lezyonlarm gençlerde gözlenmesi HIV enfeksiyonunu düşündürmelidir. Ağız köşelerinde bıçak kesişi gibi çatlaklar ve beyaz tabakalı lezyonlar bu hastalı­ğın ilk belirtisi olabilir.ğızda kandida enfeksiyonu HIV enfeksiyonunun ilerlediğini gösteren çok önemli bir bulgudur. Ayrıca pneu-mocystis carinii asalağının yol açtığı Çok bulaşıcı bir zatürree gibi başka fır­satçı enfeksiyonların habercisidir.Ağız boşluğunda beyaz tabakalar oluşturan küçük çıkıntılar da HIV en­feksiyonunun tipik bir bulgusudur. Tıp­ta “villöz oral lökoplaki” adıyla bilinen bu lezyonlar hastada hiçbir yalanmaya yol açmaz. Hemen her zaman bir şerit gibi dilin çevresinde kain1. Yüzeyi be­yaz renkli ve ipliksi ince dikey çıkıntı­lar nedeniyle pütürlüdür. Bu oluşumlar mukozadan ayrılmaz. Olguların yüzde 85'inde lezyonlarm ortaya çıkmasından iki yıl sonra AİDS başlar. Bu orandan da anlaşılacağı gibi villöz oral lökopla­ki, AiDS’in gelişiminin önemli bir gös­tergesidir.

HIV taşıyıcı hastalarda Herpesvirus varicella adlı virüsün yeniden etkinlik göstermesine sık rastlanır. Suçiçeği et­keni olan bu virüs yeniden etkinleşti­ğinde zonaya (Herpes zoster) neden olur. Zona AİDS hastalarının yüzde 10'undan fazlasında vardır. Bu hastalı­ğın yaygın biçimi az görülmekle birlik­te genellikle birkaç bölgede birden orta­ya çıkar.Yağlı deri iltihabında (yağlı egzama ya da seboreli egzama) kırmızı, kabuk­lu, kasıntısız lezyonlar görülür. Bazı hastalarda hafif gidişli olabilir, ama gö­ğüs, sut ve saçlı deride geniş alanlara yayılan ağır biçimleri de vardır.Hastalann büyük bölümünde HIV enfeksiyonu uzun süre belirtisizdir. Ge­ri kalan azınlıkta ise birincil enfeksiyo­nu izleyen aylar ya da yıllar içinde yay­gın belirtiler gözlenir. Hastalar çok ça­buk yorulduklarından, olağan günlük etkinliklerini azaltmak zorunda kaldık­larından yakınırlar. Yaygın gece terle­meleri yalnız hastalığın ileri evrelerinde değil, daha öncesinde de görülür. Vücut sıcaklığının uzun süre 38°C düzeyinde dolaşması ve aralıklı ishal dönemleri öbür yakınmalar arasındadır. Bu geneldüşkünlük önemli bir belirtidir; hastalı­ğın artık son aşamaya ulaştığını göste­rir.« Verem HIV taşıyıcı hastalarda git­tikçe daha sık görülen bir hastalıktır. Özellikle uyuşturucu bağımlıları ve Si­yahlar arasında yaygınlaşmaktadır. Hastalık genellikle eski bir verem oda­ğının yeniden alevlenmesi biçiminde ortaya çıkar. Birincil enfeksiyon olarak başladığı çok ender görülür. Bağışıklık sisteminin henüz büyük ölçüde yıkıma uğramadığı olgularda verem yalnız ak­ciğerlerde yerleşmiştir. Bağışıklık sis­teminin zayıfladığı ileri evrelerde ise akciğerlerde çok yaygın verem gelişir ve hastalık akciğer dışına da yayılır. Bu durumda AİDS tanısı hemen hemen ke­sindir.
HIV enfeksiyonu kanla ilgili çeşitli bozukluklara yol açar. Kansızlık ve kanda trombosit sayısının azalması trombositopeni) buna örnektir. Özel­likle trombosit azlığı erken ortaya çıka­bilir ve uzun sürebilir. Bazı hastalarda klinik belirtiler vermekle birlikte ço­ğunlukla sessiz kain- ve bazı olgularda kendiliğinden geriler.

Not: "Aids Belirtileri" konusu ile ilgili okuduğunuz yazı tamamen bilgi amaçlıdır. Tıbbi tedavi yerine kullanılmamalıdır. Bu nedenle sağlığınızı riske atmayın ve bir doktora danışın.

"Aids Belirtileri" Konusuyla Alakalı Diğer Başlıklar

 
Sayfa Başı
Doktor Web Sitesi Saç Ekimi



Etiketler

Bel Fıtığı Teşhisi   Tozaklamalar Nedir?   Androloji   Endometrium Rahim İç Zarı Kanseri Nedir   Çocuklarda Tarama Testleri   Paranoid Bozukluklar Psikoz Şizofreni   Karaciğer Metastaz Nedir?   Pediatrik Retinopati   Mikst Tümörler   Kalp ve Dolaşım Sisteminden Kaynaklanan Ağrılar   Bilgisayar kullanımı ve Bel Ağrısı   İntestinal Atreziler   Epilepsi Sara Havale Nöbeti   İntensiyonel Tremor   Karaciğer Bağışı   Kancalı Kurt Parazit Kansızlık   Alerji Nedenleri, Alerji Neden Oluşur, Alerji Hastalıkları   Çocuklarda Yanık Tedavisi   Virüs Zatürreesi Nedir?   Çocuklarda Kulak İltihabı   İntragastrik Balon Nedir?   Mide Kelepçesi   Bayılma   Parkinson Hastalığı Parkinson Sendromu   Stapez Cerrahisi   Bebeğinizin Göz Rengi Ne Olacak?   Boğulma Suda Boğulmalar   Melanoma Kanseri Nedir?   Diş Kırılması Tedavisi   Aşılanma ve kanser Aşısı   Estetik Cerrahi Face Lifting Yüz Germe Alın Germe   Ülseratif Kolit Tedavisi   Katarakta Yol Açan Nedenler   Ankilozan Spondilitin Tanısı   Mide ve Onikiparmak Bağırsağı Ülseri   Apandisiti Önlemek İçin Bir Çare Var Mıdır?   Çocuklarda Altına Kaçırma   Artrit Nedir?   Yüksek Tansiyon Tedavisi   Soğanın Yararları   Anestezi Öncesi Açlık Süresi   Aile Planlamasının Amacı   Selülit Nedir?   Kulaklar   Meme Kanserinde Radyoterapinin Yan Etkileri   Vagal Stimülasyon   Aşk ve Cinsel Hayatta Aids   Günlük Baş Ağrısı   Floroskopi X Işını Tanısal Radyoloji   Hemoroid Tedavisi   Mükoviskoidoz Neden Kaynaklanır?   Diyafrağma Evantrasyonu   Döküntü Nedir?   Cilt Kanseri   Hepatit G   Kalın Bağırsak Kanseri Belirtileri   Apandist   Günde 8 Bardak Su İçmek Neden Önemli?   İntraserebral Hematom   Alerji Testi, Alerji Testleri, Rast Alerjik Test   Kadın Cinsel Anatomi Ve Fizyolojisi   Efektör Nedir?   Çocuk Hastalıkları ve Korunma Yolları   Ürojinekoloji   İlâca Karşı Alerji Teşhisi Nasıl Konabilir?   Çocukluk Çağı Baş Ağrıları   Elektif Dilsizlik Nedir?   Tetanos Tedavisi Nasıl Yapılır?   İshal Nedir?   Bulaşıcı Hastalık Enfeksiyonları   Astigmatizma   Endokrin Bez   Vajinal kuruluğun sebepleri   Özefagus Hastalıkları   Epizyotomi Nedir   Kepçe Kulak Estetik Tedavi   Besin Alerjisi ve Karın Ağrısı   Kas Erimeleri Omurilik Hastalıkları Als Als Polio   Dumping Sendromu Diyeti   Karın Hastalığı   Nörosonoloji   Saplantı Bozukluğu   Osteoporoz Kemik Erimesi   Stereotaktik Biyopsi   Böbrek Genişlemesi Tedavisi   El Cerrahisi El Yaralanması   Safra Taşları   Ayak Bileği Burkulma Belirtileri   Çocuk Kulak Burun Boğaz   İlk 6 Ayda Emzirme   Karaciğer Testleri   Gebelik Ve Cinsellik   Katarakt Tedavisi   Bebek Tırnak Temizliği   Erkek Üreme Organları   Yaygın Karın Zarı İltihabı   Gastroşizis Karın Duvarı Defekti Gastrokizis   Seconder İol Multifokal Lens   Amebik Karaciğer Absesi   Dang Hastalığının Aşısı Var Mıdır?   Otolog Nedir?   Göz Sulanması Nedir?   İdrar Yolları Hastalıkları   Sarkom   Kronik Bel Ağrısı   İşyerinde İlk Yardım Bilgisi   Karaciğer Metastazı   Akciğer Kistlerine Nerede Rastlanır?   Akut Bronşiolit Tedavisi Obstrüktif Akciğer Hastalığı   Akut Karın Zarı İltihabı   Kolesterol Nedir?   Amorotik Kalıtsal Akıl Geriliği   Hamilelik Şikayetleri   Kadın Eşcinselliği   Bağışıklık Sistemi   Artrit İlaç Tedavisi   Kan Kanseri   Cüzzam   Haşimato Hastalığı   Alopesi Saç Dökülmesi Stresse Bağlı Saç Dökülmesi   Bebeklerde Susuz Kalma   Kulak Estetiği Otoplasti   El Kemikleri El Bileği Kemikleri   Veba Nedir?   G Noktası Nedir?   Kolik Ağrısı ve Bebeklerde Beslenme   Meme Büyültme Ameliyatı   Bebek Emziren Annelerde Aşılanma   Tansiyon Yükselmesine Bağlı Baş Ağrısı   Böbrek Kanallarında Genişleme   Soluk Borusu İçinde Anestezi Ne Demektir?   Kronik Rekürren Tonsillit   Kolon Grafisi Kalın Barsak Filmi   Zührevi Hastalıklar   Genetik Hastalıklar   Raşitizm Hastalığı Nedir?   Zehirlenme Tedavisi   Parestetika Meraljia   Radyoterapi Gören Hastalarda Diş Tedavisi   İşyerinde Aids Tehlikesi   Dolama Nedir?   Sağlık Tıp Terimleri Sözlüğü - 3   Hepatit B Hepatit C   Lejyonellosis Lejyon Hastalığı Nedir?   Sertleşme Kusuru   Obsesif Kompulsif Bozukluk   Hepatit D   En Emniyetli Anestezi Türü Hangisidir?   Örümcek Isırması   Kistik Fibroz Neden İleri Gelmektedir?   Böbrek Nakli Nedir?   Byssinosis Nedir?   Genetiği Değiştirilmiş Besinler Kanser Yapar Mı   Bronşektazi   Tüp Bebek   Kansızlık Nedir?   Kronik Böbrek Hastalığı   Horlama Nedenleri Kbb   Kulak Çınlaması   Verem Hastalığı   Diz Protezi Hangi Hastaya Yapılmalıdır?   Tüp Bebek Nedir?   Çocuklarda Kızıl   Cinsel Kimliğin Gelişmesi   Pankreas Kistleri   Gelişimsel Öğrenme Bozukluğu   Ulusal Böbrek Bekleme Listesi   Volum Viral Akciğer Fonksiyon Testleri   Hamilelikte Çocuk Emzirme   Çocuk Ortopedisi   Plevra Sıvısının İncelenmesi   Ecza Dolabı Malzemeleri İlk Yardım   Tifo Hastalığına Nasıl Yakalanılır?   Solunum Yetersizliği Kronik Obstruktif Akciğer   El parmağı kemikleri - Dizi kemikleri   İştahsız Bebeklerde Beslenme   Bronşektazi Tedavisi   Bademcik İltihabı ve Anji Hastalığı   Yumurtalık Kanserleri   Lpg İle Sellülit Tedavisi