Ağrı Kesici Kullanımı ve Analjezikler - Sağlık Kataloğu
Türkiye'nin En Büyük ve Bir Numaralı Sağlık Adresi

Ağrı Kesici Kullanımı ve Analjezikler

Sayfa Sonu

Her türlü sağlık sorunlarınız için bilgilerinizi bırakın. Biz sizi arayalım.

Ad-Soyad
:
E-mail
:
Telefon
:
Mesaj
:

Ağrı Kesiciler, Ağrı Kesici Kullanımı ve Analjezikler

Genel Tedavi İlkeleri


AÄŸrının tedavisinde hastanın ayrıntılı olarak deÄŸerlendirilmesi, aÄŸrının baÅŸlangıcı, geliÅŸimi ve ÅŸimdiki durumunun deÄŸerlendirilmesi; yer, dağılım, nite­lik ve ÅŸiddetinin bilinmesi, aÄŸrı mekanizmasının doÄŸru deÄŸerlendirilmesi ve hastanın genel durumunun deÄŸerlendirilmesi önem taşır. Bu genel tedavi ilkeleri doÄŸrultusunda aÄŸrı kontrolünde kullanılan yöntemler ÅŸu ÅŸekilde sıralan­abilir:
1- Ağrı kesici ilaçlar
2- Fizik tedavi yöntemleri
3- Sinir blokları
4- Radyofrekans termokoagülasyon
5- Radyoterapi
6- İntraspinal sistemler (Morfin pompası)
7- Cerrahi yöntemler
8- Psikolojik yöntemler
9- Alternatif tıp yöntemleri

Ağrı Kesici (Analjezik)

AÄŸrı kontrol yöntemlerinin başında analjeziklerin, kullanımı gelir. Analjezikler toplumda antibiyotik­lerle birlikte en sık kullanılan ilaçların başında gelmektedir. Bu nedenle analjezik kullanım ilkelerinin doÄŸru olarak deÄŸerlendirilmesi ve hasta­lara analjezik kullanım ilkelerinin öğretilmesi gerekir.

Analjezik kullanım ilkelerinin hastalara öğretilmesi sürecinde hekimlerin yanı sıra eczacıların da çok önemli katkılarının olacağı önemli bir gerçektir. Analjezikler akut ve kronik aÄŸrı sendromlarında aÄŸrının kontrolünü saÄŸlama amacıyla kullanılan ilaçlardır. Analjeziklerin kullanımı belki de insanlığın tarihi kadar eskidir. Morfin - Opium ve benzeri türevleri 5000 yıldan beri, nonsteroid antienflamatuarların babası sayılan ÅŸahsilik asit (apirin) ise 100 yıldan beri kullanılmak­tadır. Son 50 yıl içerisinde her iki gruptan da çok sayıda yeni ilaç geliÅŸtirilmiÅŸ ve kullanım alanı bulmuÅŸtur.

Ne yazık ki yanlış kullanılan ilaçların başında analjezikler gelmektedir. Yanlış kullanımın kökeni hekimlerin ve hastaların bu ilaç grubuna karşı bilgi ve anlayışlarındaki eksikliğe dayanmaktadır. Son 20-30 yıldır ağrı biliminin ortaya çıkması ile analjezikler daha doğru kullanılır hale gelmiştir. Analjeziklerin doğru kullanımını amaçlayan çalışmalar Dünya Sağlık Teşkilatı (DST) bünyesinde 1980'li yıllarda başlamıştır. 1986 yılında kanser ağrılarında analjezik kullanım ilkeleri broşürü yayınlamıştır.

DST'nin yayınladığı bu ilkelerle hem kanserli, hem de kanser dışı aÄŸrılarda %80-85 oranında aÄŸrı kontrolü mümkün olabilmektedir. Analjeziklerin doÄŸru kullanımındaki ön koÅŸul hekimin analjeziklerin, etki mekanizmasını etkinliÄŸi­ni, yan etkilerini ve ilaç etkileÅŸiminin ve dozlarının ayrıntılı olarak bilinmesidir. Dikkatli ve özenli bir deÄŸerlendirme ile aÄŸrının kökeninin, niteliÄŸinin, yerinin belirlenmesi, hastanın yaşı, genel durumu, diÄŸer hastalıkları ve kullanılacak ilaca karşı yanıtının belirlenmesi ÅŸarttır.

Analjezik kullanım ilkeleri, Hasta Kontrollü Analjezi

Bu temel çerçeve içinde analjezik kullanım ilkeleri şu şekilde sıralanabilir:

1. Analjeziklerin kullanımında öncelikle ağızdan yol tercih edilmelidir.
Uzun süre analjezik kullanacak kronik aÄŸrılı hastalarda en basit yol ağızdan kullanımdır. Tedavide hiçbir ilave gerek­tirmeyen bu yol mutlaka öncelikli olarak denenmelidir. Ağızdan kullanımın yanı sıra en ucuz, en etkili ilaç kul­lanımına gidilmesinde yarar vardır. Hastada yutma zor­luÄŸu, kusma, bulantı gibi sorunlar yoksa mutlaka ağızdan yol tercih edilmelidir. Ağızdan kullanılamıyorsa, seçilen analjeziÄŸin uygun biçimi mevcut ise fitil olarak, cilt altı, burun gibi diÄŸer yollara baÅŸvurulması gerekir.

2. Analjeziklerin verilme sıklığı her hasta için ayrı ayrı deÄŸerlendirilme­lidir.
AÄŸrının kiÅŸiye özgü bir deneyim olduÄŸu daha önce birkaç kez vurgulanmıştır. Benzer aÄŸrı sorunu olan hastalarda bile analjezik gereksinimleri arasında büyük farklılıklar vardır. ÖrneÄŸin, bir aspirinin kanser aÄŸrısındaki etkinliÄŸi ile basit bir darbedeki etkinliÄŸi birbirinden farklı olacaktır. En az yan etki ile en uygun dozun verilmesi gerekir, ideal dozun bulunabilmesi için hastaya bir kez ver­ilmesi, hastanın gereksiniminin ilacının etki süresi ile karşılaÅŸtırılması gerekir. Bunu saÄŸlayabilmek için hastanın yardımı ÅŸarttır.

Hastadan analjeziğin etki süresini birkaç kez ağrı başlayana kadar ölçmesi istenir. Yaşlı hastalarda daha dikkatli bir doz ayarlamasına gidilmesi şarttır.

3. Analjezikler aÄŸrı baÅŸlamadan önce ve düzenli aralıklarla verilmelidir. Analjeziklerle aÄŸrı tedavisinde yapılan en büyük yanlışlardan bir tanesi anal­jeziklerin her seferinde aÄŸrı baÅŸladıktan sonra verilmesidir. Bu bir anlamda aÄŸrı tedavisine her seferinde sıfırdan baÅŸlamak sayılır, ideal bir analjezik tedavisi 24 saat sürekli olarak aÄŸrının kontrolüdür. Bu ÅŸekilde hastada bir kısır döngü mey­dana gelmez, analjezi sürekliliÄŸi saÄŸlanmış olur ve çok daha düşük dozda ilaç ile analjezi saÄŸlamak mümkün olur.

BaÅŸka bir deyiÅŸle analjezikler aynı tansiyon ilaçlan, ÅŸeker ilaçları nasıl veriliyor­sa, yani tansiyon yükselmeden, ÅŸeker düzeyi yükselmeden veriliyorsa, aÄŸrı düzeyi yükselmeden verilmelidir.

Geleneksel olarak yapılan bir yanlış, yemeklere göre 3x1 düzeninin uygulan­masıdır. Sabah kahvaltısı ile öğlen yemeÄŸi arası 4 saat, öğlen yemeÄŸi ile akÅŸam yemeÄŸi arası 8 saat, sabaha kadar da 12 saatlik bir süre geçer. Bu, analjeziklerin son derece düzensiz, 4-8-12 saat aralıklarla uygulanması anlamına gelir. Halbuki analjezikler belirli yarılanma zamanlan olan ilaçlardır. Bu nedenle kiÅŸiye özgü doz ve etki süresi belirlendikten sonra bu aralıklarla analjeziÄŸin etk­isinin baÅŸlayacağı süre de dikkate alınarak analjeziklerin düzenli aralıklarla ver­ilmesi gerekir.

4. Analjezikler basamak ilkelerine göre uygulanmalıdır. Analjeziklerin seçiminde önemli olan öğelerden birisi aÄŸrının ÅŸiddetidir. Hangi analjeziÄŸe hangi ÅŸiddette aÄŸrıda baÅŸlanacağı sorusuna, DST'nin kanserli hasta­lar için gerçekleÅŸtirdiÄŸi ama diÄŸer aÄŸrılarda da kullanılabilecek olan basamak sistemi ile yanıt verilebilir. DST üç basamaklı bir merdiven sistemi geliÅŸtir­miÅŸtir. Bu sistemde hastanın ve hekimin yanılgıları en aza indirilmiÅŸ ve anal­jeziklerin seçimi kolaylaÅŸmıştır.

Basamak prensibine göre analjezikler güçlerine göre gruplar halinde, en düşük etkiliden en yüksek etkiliye göre sıralanmıştır.

Analjezik tedavisinde ilk basamakta aspirin ve benzeri ilaçlar yani nonsteroid antienflamatuar ilaçlarla başlanır. Bu ilaçlara ek olarak ikincil ağrı kesici adını verdiğimiz antidepresanlar, kas gevşeticileri ve benzeri ilaçlar eklenebilir. Bu basamak yetersiz hale geldiğinde morfin türevlerine kuvvetli opioidlere, uzun salınımlı ağızdan opioid türevlerine geçilir. Zayıf etkili opioidler bu aşamada bırakılır. DST'nin geliştirdiği bu üçlü basamak sistemi hastaların %80-85'inde etkili olabilmektedir. Bu etkili olmadığı taktirde ise girişimsel yöntemlere geçilmesi gerekir.

Hiç analjezik kullanmamış hastalarda mutlaka birinci basamaktan baÅŸlanılması gerekir. Bir basamağın doÄŸru deÄŸerlendirilebilmesi için en aÅŸağı 24 saatlik bir sürenin geçmesi gerekir. Basamak sisteminin atlayarak uygulanması hastada bir­takım yan etkilerin ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu nedenle hasta ve yakın­larının da son derece dikkatli bir deÄŸerlendirme yapması ve hekimlerin bu deÄŸerlendirme konusunda hasta ve yakınlarını uyarması ve eÄŸitmesi gereklidir. Hastaların çoÄŸu prospektüsleri okuyarak bunları deÄŸerlendirmeye çalışır. Analjezikler hakkında hekim, hasta ve hasta yakınlarının gereksiz birtakım korkuları bulunmaktadır. Bu korkular özellikle morfin ve benzeri ilaçlara karşı geliÅŸmektedir.

Ağrı kesicilerin - analjeziklerin sınıflaması

Ağrı kesiciler merkezi etkili ve bölgesel etkili olmak üzere iki grupta sınıflanır. Bölgesel etkili ağrı kesiciler
1853'de Hoffman'ın söğüt yaprağından aspirini bulması ile birlikte bölgesel etkili ağrı kesiciler konusunda önemli bir çığır açılmıştır. Nonsteroid antienfla-matuar ajanlar olarak ta isimlendirilen bu grubun ilk örneği aspirindir. Ancak daha sonra yüzlerce benzer ilaç geliştirilmiştir.

Farmakoloji

Nonsteroid antienflamatuar ajanlar, hafif-orta şiddette ağrıların, ateşin; romatizmal ateş, romatoid artrit, osteoartrit gibi enfla-matuar durumların; kronik ağrının ve kanser ağrısının (özellikle kemik metastazları olan) tedavisinde kullanılır. Kullanım ilkeleri 1. Gastrit, ülser gibi durumlarda dikkatli kullanılmalıdır.
2. Pıhtılaşma bozuklukları olanlarda dikkatli kullanılmalıdır.
3. Gebelikte mecbur olmadıkça kullanılmamalıdır. Kullanmak zorunda kalındığında riskler göz önünde bulundurulmalıdır. DoÄŸum aÄŸrısı için kullanıl­mamalıdır.
4. Daha önce ilaca karşı alerji gelişmiş ya da nefes darlığı gelişmiş hastalarda kullanılmamalıdır.
5. Hastaların nonsteroid antienflamatuar ilaçlara cevabı deÄŸiÅŸkendir. Bir ajan­dan fayda görmeyen ya da onu tolere edemeyen, diÄŸer bir ajanla baÅŸarılı ÅŸekilde tedavi edilebilir.
6. Aspirin ve diÄŸer nonsteroid antienflamatuar ajanlar birlikte kullanılma­malıdır. Çünkü hem çok fazla terapötik avantaj yoktur hem de özellikle mide-bağırsak sistemi ile ilgili yan etkiler artar.
7. Bu ilaçlar belirtilen dozun üzerinde kullanılmamalıdır. Çünkü tavan etkisi adını verdiğimiz bir etki ile daha fazla kullanıldığında daha fazla ağrı kesici özellik göstermezler. Başka bir deyimle günde iki kez alınması gereken bir ilaç altı kez alınıyorsa sadece mide kanatıcı etkisi artar, ağrı kesici etkisi artmaz.

Başlıca yan etkiler

Bu ilaçların birçok yan etkisi vardır. Bu nedenle gelişigüzel kullanılmamaları
gerekir.

Nonsteroidlerin yan etkileri:

1. Mide bağırsak sistemi
2. Böbrek
3. Kalp damar sistemi
4. KaraciÄŸer
5. Kan
6. Alerji ve deri döküntüleri
7. AkciÄŸer

1. Mide-bağırsak sistemi: Değişik şiddette olmak üzere mide bağırsak sistemi üzerine etki yapar. Bulantı, kusma, midede yanma, ishal, kabızlık, karın ağrısı, ülser, midenin delinmesi ve kanamaya kadar giden yan etkilere yol açabilir. Yaş, sigara, kahve, alkol kullanımı, cinsiyet, kortizon kullanımı bu ilaçların mide bağırsak sistemi üzerindeki yan etkilerini artırabilir. Bunu önlemek için mide koruyucu ilaçlara başvurulabilir.
2. Böbrekler üzerine etkileri: Akut böbrek yetmezliği, kronik böbrek yetmezliği gelişebilir. Özellikle bu ilaçları kullanan yaşlı hastalar çok dikkatli olmalıdırlar.
3. Kalp damar sistemi: Yüksek tansiyon, kalp yetmezliği görülebilir.
4. Karaciğer üzerine etkileri: Karaciğer yetmezliği gelişebilir. Kronik tedavide özellikle ilk 8 hafta karaciğer testleri yapılmalıdır.
5. Kan: Kanın pıhtılaÅŸmasını saÄŸlayan trombosit sayısının düşmesi ve anemi, görülebilir. Nonsteroidlerin antitrombosit etkisi klinik olarak fazla önem taşı­maz, antitrombotik tedavide kullanılır.
6. Aşırı duyarlılık reaksiyonları: Aspirin ve benzeri ilaçlar, alerji, solunum sıkıntısı ve ÅŸoka benzer reaksiyonlara yaratabilir. Alerjik deri döküntüleri oluÅŸa­bilir. Kaşıntı görülebilir.
7. Solunum sistemi üzerine etkisi: Ender olarak solunum sıkıntısı gelişebilir. Fark edilmediği taktirde solunum yetersizliği gelişebilir.

Klinikte kullanımı

Bölgesel analjezikler, baÅŸ, diÅŸ, kanser, metastaz, ameliyat sonrası aÄŸrılar, travma, bel aÄŸrıları, migren ve dismenore gibi aÄŸrıların dışında romatoid artrit, gut, ankilozan spondilit, tendinit, epikondilit ve osteoartrit gibi durumlarda kul­lanılabilir.
Merkezi etkili analjeziklerden farklı olarak bağımlılık oluÅŸturmama, tolerans geliÅŸtirmeme, solunum depresyonu ve uyku haline yol açmama gibi avantajları olmakla birlikte nonsteroid analjeziklerde bir tavan etkisi vardır. Tavan etkisi bir dozun üzerinde analjezik etki görülmemesi buna karşın yan etkilerinin artmasıdır. ÖrneÄŸin, aspirinin analjezik etkisinin tavanı 650 ml/mg arası bir yerdedir ve doz arttıkça analjezik etki artmadığı gibi istenmeyen etki­lerin ÅŸiddeti artar. Bu yüzden nonsteroidleri kullanırken bu tavan etkisine dikkat edilmesi saÄŸlanmalıdır. Hepsinin farklı yarılanma dönemleri olduÄŸu için bir ilaçtan baÅŸka bir ilaca geçmek mümkün olabilir.

Merkezi etkili ağrı kesiciler

Opioid analjezikler isimlendirme


Morfin ve benzeri ilaçlar sıklıkla "narkotik analjezikler" olarak isimlendirilir. Bu geçmiÅŸten kalan, kolayca silinmeyeceÄŸe benzeyen yanlış bir isimlendirmedir. "Narcotic" sözcüğü Yunanca'da uyuklama, uyuÅŸukluk anlamına gelmektedir. Bir dönem uyuÅŸukluk yapan hemen tüm ilaçlar için kullanılmıştır. Bu anlamda kokain de bu gruba dahil edilmektedir. Halbuki kokain merkezi sinir sistemini uyarıcı özelliktedir. Ayrıca narkotik sözcüğü bağımlılık yapıcı ilaçlar için de kullanıl­maktadır.
"Opiat" sözcüğü, morfinden kaynaklanan doğal ve yarı yapay ilaçlar için kullanılmakta iken, tam yapay morfin benzeri ilaçların sentezlenmesi ile "opioid" yani morfine benzer sözcüğü kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde opioid sözcüğü morfine benzer doğal, yarı yapay ve yapay tüm ilaçları kapsamaktadır. Bununla birlikte pek çok yerde opiat ve opioid sözcükleri birbirlerinin yerine kullanılmaktadır.

Tarihçe

Günümüzde morfine benzer biçimde etkileri olan pek çok ilaç bulunmaktadır. Bunlar doğal, yarı yapay veya yapay özelliktedir. Bütün bu ilaçlara karşın morfin ağrı kesici olarak önemini korumaktadır. Morfin 1803'de Setürner tarafından opiumdan izole edilmiştir. Opium, diğer adıyla afyon, papaver som-niferum bitkisinin tam olgunlaşmamış tohum kapsüllerinin çizilmesi ile çıkan beyaz sıvının hava ile teması sonucu kararması ve sakız kıvamına gelmesi ile elde edilir. Afyon sakızı içinde 20'den fazla madde bulunmaktadır. Bunların içinde analjezik özelliği olan kodein 1832'de Robiquet tarafından izole edilmiştir.

Etki mekanizmaları

Opioidler kendilerine özgü reseptörlere- algılayıcılara baÄŸlanarak etkilerini gös­terir. Morfin ve benzeri ilaçlar mide barsak sistemi, akciÄŸerler, burun, cilt altı, kas içi gibi her yerden kolaylıkla etki gösterirler. Son yıllarda bulunan yol ise doÄŸrudan omurilik bölgesine vererek çok daha kuvvetli bir etki elde etmektir. AÄŸrısı olmayan bir kiÅŸiye tedavi dozlarında morfin verildiÄŸinde bulantı, kusma, disfori, apati ve fiziksel aktivitede azalma görülür. AÄŸrılı kiÅŸilerin yanıtı ise fark­lıdır. Opioid analjezikler aÄŸrıyı algılamayı ve ona karşı reaksiyonu deÄŸiÅŸtirirler. Hastalar sıklıkla aÄŸrının var olduÄŸunu ama artık onu hoÅŸ olmayan bir duygu olarak algılamadıklarını ifade etmektedir. Opioidler, merkez sinir sitemine aÄŸrılı uyaranın taşınmasını engellerler.

Öfori/disfori: Opioid ilaçlar aÄŸrılı bireylerde ya da bağımlılarda kaygıyı, sıkın­tıyı kaldırarak, hoÅŸ duygular oluÅŸtururken, normal bireylerde aksine huzursu­zluk ve yorgunluÄŸun hakim olduÄŸu disforiye neden olur. Uyku hali: Uyuklama ve bilinç bulanıklığının sık görülmesine karşın, hafıza kaybı yok denecek kadar az sıklıktadır. Opioidler yaÅŸlılarda daha sıklıkla uyku hali oluÅŸtursa da, uykudan uyanma kolaydır. Yapay opioidler daha az sıklıkta ve hafif uyku haline neden olur.

Solunumun bozulması: Opioidler beyin sapındaki solunum merkezlerini doza bağımlı olarak durdurur.

Öksürük refleksinin baskılanması: Opioid analjezikler içinde öksürük refleksini en güçlü biçimde baskılayan kodeindir.
Bulantı-kusma: Beyin sapındaki bulantı merkezini uyararak bulantı ve kus­maya neden olurlar.

Mide bağırsak sistemi: Opioid analjezikler sıklıkla kabızlığa neden olur. İdrar sistemi.: Morfin ve benzeri ilaçlar geçici olarak idrar yapmada zorluğa yol açarlar.

Morfin korkusu opiofobi ve bağımlılık

Morfin bağımlılığını anlayabilmek için bazı kavramların tanımının doğru yapılması gerekir. Genellikle tolerans, bağımlılık gibi kavramlar eş anlamlı olarak kullanılır ki bu yanlıştır.
Tolerans: Bir ilacın bir süre kullanıldıktan sonra eski etkiyi göstermemesidir. Bu son derece normal bir durumdur.

Fiziksel ve psişik bağımlılık: Tekrarlanan dozlarda kullanıldığında değişik düzeylerde olmak üzere opioidlere fiziksel bağımlılık gelişebilir, ilacın kesilmesi halinde burun akıntısı, esneme, titreme, sık sık nefes alma, ateş yükselmesi, kas ağrıları, kusma, ishal vb. gibi eksiklik belirtileri ortaya çıkar. Belirtilerin ortaya çıkışı fiziksel bağımlılığın şiddetine bağlıdır. Eksiklik belirtileri morfinde son dozdan 6-10 saat sonra ortaya çıkar, doruğa 36-48 saat içinde erişir ve 5 gün sonra genellikle kaybolur. Eksiklik belirtilerinin ortaya çıkmaması için hastanın kullandığı dozu dörtte birden daha fazla azaltmamalı ve kullanıma birden son verilmemelidir.

PsiÅŸik bağımlılık ise ilaç kullanma isteÄŸinin artmasıdır. Genellikle korkulan olay budur. Bu korku yüzünden hem hekimler hem hastalar yeterince ilaç kullan­mamaya çalışırlar. AÄŸrılı hastada yeterli ilaç vermeme psiÅŸik bağımlılığın geliÅŸmesini kolaylaÅŸtırır. Dünya SaÄŸlık TeÅŸkilatı'nın 40.000 hasta üzerinde yap­tığı araÅŸtırmalarda aÄŸrılı hastalarda psiÅŸik bağımlılığın geliÅŸtiÄŸi ancak dört hasta saptanmıştır.

Klinikte kullanım

Ağrı

Morfin ve benzeri ilaçların her türlü aÄŸrıda etkili olduÄŸu kanısı yanlıştır. Opioidler ÅŸiddetli ve sürekli aÄŸrıda yararlı iken, keskin, arada sırada gelen aÄŸrı­da o kadar etkili deÄŸildir. AÄŸrının tipi iyi seçilmelidir. Kanser ve diÄŸer ağır hastalıklara baÄŸlı kronik aÄŸrılarda kullanılabilir.

Nefes darlığı: Morfin, kalp yetmezliÄŸine ve akciÄŸer ödemine baÄŸlı nefes dar­lığında yararlıdır.
Öksürük: Analjezi için gereken dozdan daha azı ile öksürük refleksi baskılanır. Bununla birlikte günümüzde daha etkin, bağımlılık ve analjezi yapmayan, yapay ilaçlar öksürük giderici olarak kullanılmaktadır, ishal: Enfeksiyona bağlı ishallerde uygulanmalıdır. Opioidler her çeşit ishali etkin biçimde önlerler.


Not: "Ağrı Kesici Kullanımı ve Analjezikler" konusu ile ilgili okuduğunuz yazı tamamen bilgi amaçlıdır. Tıbbi tedavi yerine kullanılmamalıdır. Bu nedenle sağlığınızı riske atmayın ve bir doktora danışın.

"Ağrı Kesici Kullanımı ve Analjezikler" Konusuyla Alakalı Diğer Başlıklar

 
Sayfa Başı
Estetik Göğüs büyütme Göğüs küçültme



Etiketler

Yumurtalık Kanserleri   Kalp Krizinden Sonra Cinsellik   Dalak Yaralanması Splenik Travma   Bulaşıcı Hastalık Enfeksiyonları   Kürtajın Riskleri   GeliÅŸimsel Bozukluk   Genç artriti ve rheumatoid artrit   Ses Kısıklığı   Dijital Mamografi   Aşıların Tarihçesi   Difteri KuÅŸ Palazı Aşısı   Akut Lenfositik Lösemiden Korunma   Kızlık Zarı Tamiri Hymenoplasty   Cocuklarda Bebeklerde Bogaz iltihabı   0-6 YaÅŸ Cinsel EÄŸitimi   Çocuklarda Kızamık Hastalığı   Kanser Aşıları Aşılama   Astigmatizma   Åžeker Hastalığı Diyabet Tedavisi   Bebek Emzirme Saatleri   Sedef Hastalığı Tedavisi   Sigara Çürük Yapar Mı?   Tethered Cord Sendromu   Mikrodermabrasyon   Sıtmanın TeÅŸhisi Nasıl Yapılır?   Crohn Hastalığı   Veba Nasıl Önlenir?   Hemanjioblastoma   Crigler Najjar Sendromu   Çocukların Hastalıkları Bebek Korunma   Aşılama Aşı Türleri BCG Karma Aşı   Gastritis Nedir?   Anafilaktik Åžok Belirtileri   Ekokardiyografi Nedir?   Vakum Cihazı   Kulak Çınlaması   Apandisit Nedir?   Meme Kanseri Nedir Belirtileri Nelerdir   Lenfoma Tedavisi   BaÅŸ AÄŸrısı Tedavisi   Mide AÄŸrısı   Akrep Sokması   İndigestion   Huntingtom Nedir?   Çocuklarda Anemi   Aids?te Kuluçka Dönemi   Hypostatic Zatürree Nedir?   Internal Podalik Versiyon   Gebelikte Kilo Hamilelikte İdeal Kilo   Sistit Had İdrar Tutulması   Vajinal Mantar Vajinal Akıntı   Koroner BT Anjiyografisi   Vajinal DuÅŸ   Kolesterol YüksekliÄŸi   Dorsal Rizotomi   Alzheimer Hastalığı Unutkanlık   Kulak Hastalıkları   Lazer ile cilt tedavisi   Penis ve İlk Ejekülasyon (Döl Gelmesi)   BaÅŸaÄŸrısı Ve Migren   Kalça Protezi   Vertigo   Galvanoterapi   Göz Kapağı EstetiÄŸi Ameliyatı Nedir?   Mikroplardan Korunma Yolları   Anne Sütü İle BulaÅŸan Sarılık   Afrika Humması Nedir Ve Nasıl Bulaşır?   Stroke   Hangi Türlerde Zatürree Vardır?   Alerji Tedavisi, Alerji İçin Tıbbi Testler ve Tedavi Yöntemleri   Beyin Damarı Kökenli Hastalıklar   Katarakt Nedir?   Kulak Zarı Onarımı   Mide Ülseri Nasıl Tedavi Edilir?   Torasik Outlet Sendromu   Kas Kopması   DoÄŸum Kontrolü Yöntemleri   Fil Hastalığı   Sarı Nokta Hastalığı   Koma Tedavisi ve Tehlikeleri   Obesite Obezite Cerrahisi ÅžiÅŸmanlık Tedavisi   Kızamıkla İlgili Åžifalı Bitkiler   DoÄŸum Sonrası Cinsel Sorunlar   Farenjit   Floroskopi X Işını Tanısal Radyoloji   Kalp Hastalıkları   Sinus Kanseri   Çocuklarda İshal   Kekeleme Nedir?   Plastik Cerrahi Deri Greftlemesi Deri Yaması Deri Flabı   Uyku DüzensizliÄŸinde Akupunktur   Mukoza-altı Ameliyatları Ne Derece BaÅŸarılı Olur?   Jigantizm   Vajinal kuruluÄŸun tedavisi   Kordonda Tek Atardamar Bulunması   İktidarsızlık (Empotans)   Solunum Yolu Tıkanıklıkları   Orgazma UlaÅŸamamanın Nedenleri   Çocuklarda Kabakulak   Horlama Tedavisi   Homosistein   Göz Kapağı Tümörleri   Beyin Kanaması ÇeÅŸitleri   Yirmi YaÅŸ DiÅŸi   Bunama Nedir?   İdeal Meslek Seçimi   Arterioskleroz Damar SertliÄŸi   Burun Polipleri Neden Kaynaklanır?   Kızıl Hastalığı   Astım Tedavisiz Geçer Mi?   Yanık İzi Tedavisi Yanık Nedbesi   İnme   Kızamık Nedir Belirti Ve Bulguları Nelerdir   Safra KoliÄŸi   Dejeneratif Disk Hastalığı   Menier Sendromu   Öğrenme BozukluÄŸu Nedir?   Solunum YetersizliÄŸi Kronik Obstruktif AkciÄŸer   Deri TahriÅŸi Nedir?   Trombotik Trombositopenik Purpura Ttp   Ayak BileÄŸi Burkulması   Boyun Fıtığı   Erken Dönem GeliÅŸme GeriliÄŸi   Kalp Krizi   Meme Büyütme Nedir?   Hipernatremi Sodyum Tedavisi   Yarık Dudak   ÅžiÅŸmanlık Fobisi   Aşılanma ve splenektomi   Alkol ve Madde Bağımlılığı İle İlgili Bilgiler   BoÄŸulma Suda BoÄŸulmalar   Sinüzit Tedavisi   Çay ve Kahvenin Zararları   Hpv Ve Preinvaziv Servikal Patolojiler   Tinnutis Kulak Çınlaması   Romatizmal AteÅŸ Nedir?   DiÅŸ Bakımı   Gözaltı Torbası Ameliyatı   Psoryatik artrit (Sedefli artrit)   Kalın Bağırsak Kanseri   İyi Kolesterol   Disk Kayması Nedir?   Kalp Damar SaÄŸlığı   Diyaliz İğneleri   Mediasten Tumorleri   Bel Fıtığında Fizik Tedavisi   Kranioplasti   Prostat Kanseri Nedir   Kronik BronÅŸit   Göğüs Büyütme   Karın Hastalığı   Obezite Cerrahisi   Migrenin Belirtileri Nelerdir?   Oküloplastik   Günümüzde Bakteriyel Artrite Ne Kadar Rastlanmakdır?   AkciÄŸer Kanseri İçin Åžifalı Bitkiler   CiÄŸerlerin Fonksiyonu Nedir?   Oksijen Toksisitesi, Toksisite Nedir?   Anestezi   Felç Tedavisi   Beyin neden Hücre Kaybına uÄŸrar?   Tularemi Aşısı Var Mıdır?   AkciÄŸer Embolisi   Dang Hastalığının Aşısı Var Mıdır?   HaÅŸimato Hasimato Hastalığı   Gözbebekleri İltihabı Nedir?   Brucella Hastalığı Nedir?   Åžarbon Siyah Yara   Akut Hepatit B   Kranioplasti Nedir?   Migren İle İlgili Terimler   Cinsellik Psikolojisi Ve Cinsel SaÄŸlık   Beyin Tümörü Nedir?   Kranyosinostoz Ameliyatları   Travmatik Artrit Nedir?   Kanserde Erken Tanı   Piriformis Kasına BaÄŸlı Bel AÄŸrıları   DoÄŸum AÄŸrısı   Üveit Tanısı Nasıl Konmaktadır?   Ayak BileÄŸi Burkulma Belirtileri